3 Eylül 2007 Pazartesi

ÇİLEK HANIM ANNE OLUYOR !!!

Anane oluyoruuuuum !!!
Kızım hamile ve doğumuna kısa bir zaman kaldı.. Biraz sıkıntılı bir dönemdeyiz ama şükür sorunsuz geçiyor sanıyorumki..
Bebeklerin hareketlerini görebiliyorum , süper bi durum bu :))
Bebeklerimiz sağlıklı olarak doğarlarsa bir tek yavruya daha bakabileceğiz ve diğerlerine sıcacık birer yuva bulmamız gerekiyor :( ayrılmak zorda olsa elbet şuanki durumumuzda olması gereken bu malesef..


Bebekler 2 ay anne sütü emdikten sonra yavaş yavaş onları isteyen yeni ailelerine doğru yola çıkacaklar..
Tıpkı Çilek Hanımın bizim evimize getirdiği ışık ve neşe gibi yavrularımızda başka yuvalara bu ışığı götürecekler..:)
Bebekleri büyütürken tavsiyelere ve tecrübelere her zaman açığım..
Yüreğinizdeki ışığı asla kaybetmemeniz dileğimle..

11 Haziran 2007 Pazartesi

Özdemir Erdoğan - Baharda Kuşlar Gibi..



1,5 aydır içinde bulunduğum durumu birebir anlatan başka bir şarkı daha yoktur sanırım... :)

9 Nisan 2007 Pazartesi

Gençlik Yıllarım , En Güzel Yıllarım..

Çok severdim çocukken ..

Ve onunla beraber bende tekrar ederdim ; "ama haksızlık bu öyle değil mi?!" diye :) ..
Sanırım TRT' de yayınlanıyordu, emin değilim. O zamanlar çizgi filmler bile bir başkaydı. Kavga,savaş gibi kavramlar sonraları girdi dünyamıza. O da sanırım Voltran ile olmuştu .. Ama onun bile güzel mesajları vardı.

Günün birinde saçlarımı 1cm kalacak şekilde ketirip ankaradan döndüğümde; önce kimse tanıyamamış sonradan da kalimero diye lakab takmışlardı :)

Çok aradım ama bulamadım kalimero' nun oyuncağını.. Sanırım pes edim kendim bir tane yapacağım :)
Tarih olmuşuz resmen , sene 1994 Çorum..
Şimdi herbirimiz ayrı yerlerde :( ..
Bu karede tüm arkadaşlarımız yok.. Şuan da yaşayanlarıda bi o kadar azaldı gibi.. Özledim sizi ve o günleri ..
Ne güzel dostluklar yaşamışız.. O yaşlardamı yaşanıyor böyle güzel dostluklar sadece!
Menfaatsiz, sevgiyle ve saygıyla.. Nerdeyse günün uykudan kalan kısmını hepberaber geçirirdik..
Geri dönmek istiyorum o deli dolu zamanlara :(
Nerdesiniz!?
Güner'im scan edip göndermemiş olsaydı bihaberdim bu resimlerden.. Sağol bebişim..Cansın sen,Canımsın..

5 Nisan 2007 Perşembe

La Marche de L’Empereur - İmparator'un Yolculuğu

Muhteşem bir Belgesel-Film..
2006 En iyi Belgesel Oscar Ödülünü aldı..
Amerika'da hasılat Rekoru kırdı..

Hayretler içinde tv'de 2 defa izledikten sonra vcd'si bir Böcek'ten hediye geldi :) .. Teşekkür ederim..

Sizlerede videoları izlemenizi ve akabinde vcd yada dvd sini edinmenizi şiddetle tavsiye ederim..

Sevgi, aile, aşk ne demek birde onlardan görün derim..

Bir türün devamı için ne zorluklara katlandığını öyle güzel görüntüleyip , muhteşem bir eser haline getirmiş.. Tüm zorluklara aşk ile zevgiyle nasıl göğüs gerdiklerini görmeniz lazım..

Luc Jacquet imzalı “İmparatorun Yolculuğu - La Marche de L’Empereur” cesaret, aşk ve hayatta kalma savaşının inanılmaz hikayesini anlatıyor.
Film, hâlen gizemi devam eden İmparator Penguenler’in yaşamlarını ve kendi türünün hayatta kalma mücadelesini olağanüstü görsellikte anlatıyor.

Vahşi yaşam belgeselleri ile ün yapan ödüllü belgeselci, fotoğrafçı ve kameraman Luc Jacquet, Antarktika’nın acımasız buz çöllerinde, dünyanın barınılması en imkansız bölgesinde İmparator Penguenler’in peşine düşüyor…

Bir erkek, bir kadın ve bir çocuk oyuncunun seslendirdiği penguenler, okyanusun içinde adlarına yakışır bir yaşama sahipken, üreme mevsiminde karaya çıktıkları zaman zorluklarla karşı karşıya kalıyor ve beceriksizce yürüyen koca bir kuş oluveriyorlar. Bu asil penguen türünün büyük bir ustalıkla hareket edebildiği buzlu suları, açlık ve sefalet pahasına terk etmesinin ise tek bir nedeni var: Tüm canlıların en büyük amacı, yani, kendi türünün devamı...


İMPARATOR KOLONİSİ
Dünyadaki 40’a yakın İmparator kolonisinden ancak 4 koloni üzerinde araştırma yapılabildi. Bağımsız bir keşif seferi yapılmadan sadece bir tanesi ulaşılabilir durumdaydı. Bu, Adelie’deki Fransız bilim merkezi Dumont d’Urville’e birkaç yüz metre uzaklıkta yaşayan Geological Headland Archipelago kolonisiydi…

İMPARATORLARIN YOLCULUĞU ...
Milyarlarca yıl her kış, Antarktika’nın acımasız buz çöllerinde, dünyanın barınılması en imkansız bölgesinde gerçekten olağanüstü bir yolculuk gerçekleşiyor... Binlerce İmparator Penguen, güvende oldukları derin mavi okyanustaki evlerini terk ediyorlar. Donmuş karaya tırmanarak, kıtanın iç tarafındaki ıssız bölgeye doğru yola çıkıyorlar...


Antarktika’nın o bölgesi; çok soğuk, çok uzak ve bir canlının yaşaması için imkansız bir yer… Tek sıra halinde bu bölgeye ulaşmak için yürümeye başlarlar. Şiddetli tipiden önlerini görmekte zorlanarak, saatte 250 km esen fırtına ile mücadele ediyorlar... İmparator Penguen, üremenin, soyunun hayatta kalmasının o müthiş içgüdüsü ile cesareti ve kararlığı ile yılmadan yoluna devam eder…

Geleneksel yavrulama alanlarına her zaman yanılmadan ulaşırlar. Coşkulandırıcı kendilerine özgü seslerinin eşliğinde anlaşılması güç, karmaşık dansları ve zarif hareketleri ile ritüel kurlarını yaparlar. Sonunda, tek eşli olan İmparator penguen, eşini bulur ve birleşir… Günler kısalır ve hava şartları giderek sertleşir.

Başarı ile tamamlanan çiftleşmenin sonrasında, yumurta üretmek dişi penguenin vücudundaki besin deposunun tamamına yakınını tüketmiştir. Bu kaybını telafi etmek için hemen yiyecek bulmaya okyanusa geri dönmelidir. Dişiler balık dolu denizlere doğru 200 km’lik bir yolculuk yaparlar. Bu yüzden kuluçkaya erkek İmparator Penguen yatar.

Yolculuk tehlikeli ve yırtıcı deniz aslanlarının tehdidi altındadır. Erkek İmparatorlar, dişilerinin gidişinden sonra bebek penguen çıkana kadar değerli yumurtaları pençelerinin arasında saklayarak korurlar. Kış ilerledikçe çok şiddetli tipiler başlar, rüzgar saatte 120-160 km hızla eser. -40°C’lik soğuklara ve kutupların korkunç kışına dayanarak, erkekler yumurtalarla beraber ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalırlar.


Erkek İmparator beslenmeden, itina ile yumurtaları korurlar ve 4 ayın sonunda yumurtlar çatlar. Bebek İmparator yumurtasından yeni beyaz dünyasına çıktıktan sonra, en fazla 48 saat kendisindeki yiyecek rezervinden beslenerek dayanır. Eğer anne İmparator okyanustan yemekle dönmekte geç kalırsa, yeni doğan ölür.İşte tam bu kritik günlerde dişiler görünür. Dişiler döndüklerinde seslenmeye başlarlar ve erkekler de onlara karşılık verir. Eşler birbirlerini çiftleşme sırasında öğrendikleri seslerinden tanırlar.

Aileler tekrar biraraya geldiklerinde, görevler tersine işler. Anneler yeni doğanlarla beraber kalırken, eşleri beslenmeleri gerektiğinden hemen okyanusa dönerler. Yetişkinler balık avlarken, bebek penguenler her zaman var olan yırtıcı dev denizkuşlarının tehdidi altındadır.

Havalar ısınırken, kalın buz tabakası sonunda kırılmaya ve erimeye başlar. Bebek İmparator Antarktika’nın derin mavi sularına tereddütle gerçekleştirdikleri ilk dalışlarından sonra yetişkinler zorlu yolculuklarına devam ederler.

İmparatorun Yolculuğu La Marche de L’Empereur / Journey of The Emperor
Yönetmen: Luc Jacquet
Senaryo: Michel Fessler, Luc Jacquet
Görüntü Yönetmeni: Laurent Chalet, Jérôme Maison
Kurgu: Sabine Emiliani
Müzik: Emilie Simon
Yapımcı: Yves Darondeau, Christophe Lioud
Yapım: 2004, Fransa
Tür: BelgeselSüre: 85 dk.
Dağıtımcı: Chantier
Web Sitesi: www.luc-jacquet.com

ZAHİR _ Paulo Coelho

"Seni kendimden bile daha çok seviyorum." Eğer bunu söyleyebilirsem kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı.

Ünlü, başarılı, zengin bir yazarın savaş muhabirliği yapan karısı Esther bir gün ansızın ortadan kaybolur. Esther kaçırılmış mıdır, öldürülmüş müdür, yoksa kocasını mı terk etmiştir? Çok sevdiği karısını bulmak için yanıp tutuşan yazar, Esther’in en son birlikte görüldüğü Kazak genci Mikhail’le birlikte Fransa’dan İspanya’ya, Hırvatistan’dan Orta Asya steplerine uzanan bir yolculukta bulur kendini. Bu büyülü yolculuk giderek bir ‘iç yolculuğa’ dönüşecek, yazar yazgının gücü ve aşkın doğasını yeniden keşfedecek, yaşamına yeni değerler biçecektir... Günümüzün en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho, daha önce yayınladığımız Simyacı, On Bir Dakika, Veronika Ölmek İstiyor gibi romanlarından sonra Zâhir’de de, okurlarını bir ruh yolculuğuna çıkarıyor. Zâhir’i okuduğunuzda, kendinizi daha derinden tanıyacaksınız.

Zevkle çabucacık okuduğum kitaplardan.. Ben aynını yapabilirmiydim bilmiyorum ama beni bu konuda düşündürdü bu bir gerçek.
"Sevdiğin için ne yapabilir, neleri göze alabilirsin ?"

Önce bunun cevabını bulmak lazım.

1 Nisan 2007 Pazar

Ölerek Yaşıyorum - Haldun Hürel

3 Hürel kardeşlerden, Haldun Hürel 'in eseri..

"Bu kitabın arka kapak yazısı yazılamadı. Yazılamazdı... Çünki yazı 536 sayfa olmak zorundaydı." diyor kitabın arkasında.. ( bu zorunluluğun nedenini hatırlayamadım kitabı okuyalı 2,5 yıl oldu)

Yaşanmış tarih üzerine kurgulanmış bir kitap.. Sürükleyici ben severek okudum..

Geçmişte .. şimdiki zamanda .. ve gelecekte.. süren bir aşk hikayesi...

Halikarnas M.S. 2095 - M.Ö. 334 arasında yaşanan..

Haldun Hürel
1949 yılında Trabzonda doğdu. DGSA seramik bölümünü bitirdi. Sanat tarihi ve İstanbul araştırmacısı olan Haldun Hürel ,aynı zamanda ressam ve Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesinde de öğretim görevlisi.
Efsanevi 3 Hürel grubunda vurmalı çalgılar çalıyor..
"Ölerek Yaşıyorum" , yaşamının her anı sanatla dolu olan Haldun Hürel' in ilk kitabı..

26 Mart 2007 Pazartesi

Babam ve Oğlum

Geç kaldım aslında.. 1,5 sene sonra bu eseri izleme fırsatı buldum. Annem bi yandan ben bi yandan deli gibi ağladık.. Annem yıllar sonra ilk defa bişeye tepki verdi. Ağlayabildi, kendide mutlu oldu buna bende :)

Sevinirken acı ile de ağladık.. Çelişkili bir durum oluştu tıpkı filmin bahsettiği dönemlerdeki gibi..

Karar verdik dvd sini edinip annem gelişen olaylara tepki veremediğinde izleyip ağlayacağız ..

Aile,sevgi kavramlarını hatta ihtilal dönemindeki insan manzaraları ,yaşananlar bir o kadar güzel tasvir edilmiş..
"Denize bir oda ver, onu yanına al, burda büyüsün. Bi evi olsun.. Gidecek başka hiçbir yeri yok.. Ona bir oda ver baba.. Bir evi olsun.. Ama zaman zaman da çıkıp gidebileceği bir yer.."
"İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü baba? "
"Baban süperman oldu göklerde uçuyor..
Süperman olmasın.. uçmasın.. yanımda olsun.."








Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Fikret Kuşkan, Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya
Senaryo: Çağan Irmak Görüntü Yönetmeni: Rıdvan Ülgen
Müzik: Evanthia Reboutsika
Resmi Web Sitesi: http://www.babamveoglum.com/

Dinlemek isteyenlere;

__ Bir Ege Yolculuğu
__ Bir Şans Daha
__ Babam
__ Biz Bir Aileyiz
__ Bizim Hikayemiz
__ Zor Zamanlar

Muhteşem Bir Eser ..
Emeği Geçenlere Teşekkürler..

14 Mart 2007 Çarşamba

Güçlü Kadınlar..

Aylin Kotil Sarıgül'ün, Sabah gazetesinde yayınlanan yazılarından sadece biri..
Sabah gazetesindeki yazılarını "Benim İçin Ateş Yakar mısın?" adlı kitapta toplamış. Bu yazı da kitaba aktarılanlardan..

Biz güçlü kadınların kaderini,yaşamını ne güzel de anlatmış..
Neden güçlüyüz diye yalnız kalmak zorundayız.. Neden bu ortak kader?

7 Mart 2007 Çarşamba

Birlikte Ayrılık ..

Sevgili paşa kuzenim ebru yaparmışta, yeni haberimiz oldu. Verdiği bir video yu paylaşmak istedim. Aynı tarzda kumla yapılan bi çalışmayı görmüştüm. Oda güzeldi..

Ebru sanatında standartın, bilinenin dışında bişeyler yapıldığını görmek beni acaip mutlu etti. Ve sanırım bu sanat dalınada burnumu sokmaktan kendimi alamayacağım :)

Benim haddime düşmez "Ebru Sanatı" hakkında yorum yapmak, post hazırlamak.. Çook yakında sizi bu konuda uzman bir kişi ile tanıştıracağım.. Oda bloglar aleminde, aramızda olacak..

Işıkla kalın..

8 Şubat 2007 Perşembe

ÖLÜMSÜZ AŞK..

Aşk bu olsa gerek; ölümde bile..

İtalya’da arkeologlar, 5000 ila 6000 yıl önce birbirlerine sarılmış halde gömülmüş bir çiftin iskeletlerine ulaştılar.

İtalya’nın kuzeyinde yer alan Mantova şehrindeki kazıyı yöneten Elena Menotti, “Bu sıra dışı bir durum” dedi ve “Bugüne kadar Neolitik dönemden kalma iki kişilik mezar bulunmamıştı, hele hele sarılan çifte ait bir mezar. Gerçekten de sarılmış haldeler” diye ekledi.

Kesin olarak doğrulanmış olmasa da çiftin birinin kadın diğerinin erkek olduğuna inandıklarını söyleyerek, dişlerinin bozulmamış halinden genç yaşta öldüklerinin anlaşıldığını söyledi.

Menotti, 25 yıllık kazı yaşamında daha önce böyle özel bir durumla karşılaşmadığını belirtti.

Haberin kendisi için; kozmopolit.net

Işık ve sevgiyle kalın..

2 Şubat 2007 Cuma

Lhasa de Sela - De cara a la pared

Gece ışıkları kapatın ve hatta bir kaç mum yakın. Dinleyin..
Her dinleyişimde arzu ettiğim tek birşey var; eşliğinde dans etmek...
Müzik Z.Pelin'den , klip Dali'den ..


ağlarken
duvara karşı
şehir duruyor.
ağlarken
ve başka hiçbir şey yok
ölüyorum belki de...
ah! neredesin?
düşlerken
duvara karşı
şehir yanıyor..
düşlerken,
nefes alamadan (soluksuz)
seni seviyorum aşkım..
seni seviyorum aşkım..
dua ederken
duvara karşı,
şehir yıkılıyor.
dua ederken,
azize marie
azize marie
ölürken..."


İndirin ama 24 saat içinde silmeyi unutmayın .. DownloaD

26 Ocak 2007 Cuma

ŞEHRAZAT (SHEHERAZADE)


Dün
gece annem telaşla çağırdı bu sahneyi izle diye gittim baktım evlenme teklifi
edilecekmiş Şehrazat'a. Öncesinde arabayla boğazda gezinen Halit Ergenç ve
fonda "Şehrazat Senfonisi"...
Biliyorum dedim ama hatırlayamadım kimin eseriydi derken Barış Manço dediler.
Lime wire den tarattım sadece Barış abinin eseri çıkıyor karşıma.. Gecenin
ilerleyen saatlerinde bulduk tabi ;

Nikolai Rimsky-Korsakov
...

Buyrun şehrazat'ı birde
bestecisinden dinleyin der pelin ...

Download


Buda Barış abi nin yorumu...


Download

Gerçi canım abim benden önce davranıp sitesinde fon müziği yapmış .. Erol
Taş damarı tuttu bu sıralar :) hadi hayırlısı...
Dinleyin ve beni hatırlayın.. Düşüncenizi belirtmeyi unutmayın tabiki ..
Yüreğinizdeki ışığı asla kaybetmemeniz dileğimle..

18 Ocak 2007 Perşembe

Taze Bitmiş ...

Yok işte bitmiş, taze bitmiş...
Güven, Sevgi, Saygı, Anlayış, Dürüstlük, Sadakat, Huzur, AŞK ...
Arıyorum, gidiyorum, bakıyorum; YOK! Çaba sarfediyorum; YOK!!!
Konuşuyoruz, umuyorum ama birde bakıyorumki farklı herşey...
Beklentiler aynı gibi ama görünen farklı...

Demekki doğru gözlemim.. Eski fotoğraflarda ve anılarda kalmış masumiyet dolu aşklar, günler. Bunun özlemini duyan kimse kalmadı bi ben birde can dostum Günerim. Evet biri daha eklendi dedim yalan oldu... Herşey günübirlik olmuş bu hayatta yazık ne kadar basit duygular...

Geçmiş zaman... Bir birliktelik 4,5 yıl sürmüş dile kolay... Ama nasıl sürmüş; saygıyla, güvenle sevgiyle,samimiyetle.. Bitmiş ama içinde saygısı kalmış. Şimdi andığımda gülümsüyorum, çünki değer verdim ve aldım.. Sayıldım saydım... Kırmadım kırılmadım.. Anılardaki eski bir dost.. Şimdi yaşanamazmı böyle duygular.. İstenirse; herkez isterse ...

Ben geçmişte yaşamak istemiyorum!!! Bunları bugünde karşılıklı yaşamak ....
Mümkün olmalı, olacak..

Yaşamak istiyorum; ilgiyi, şefkati, aşkı ve sevgiyi.
O kadar ihtiyacım varki huzurla paylaşmaya. Üretemiyorumda.. Sanatçının ilhamı olmazsa ne yapabilirki.. Motive edicek, hayata bağlayacak, onu hergün yeniden doğuracak...
Olmazsa ne olur..
Boş boş bakar, üretemez, rengi solar hayatının,gözlerin..
İşte benim gibi zevk almaz nefes almaktan...

Yaşamak istiyorum ama yoruldum beklemekten ve aramaktan.. Geçen zaman hırpalıyor insanın yüreğini ve zihnini. Ve ben yeterince hırpalanmadım mı?

Ben sanatçıyım demekte istemiyorum artık... Demeklede olunmuyor. Bunu benim için söyleyenler söylüyor zaten benim söylemem doğru değil. Şunuda söylemek gerekirki, böyle bişeyde kalmadı bende... Geri gelmesi zor ve zaman ister.. İster işte ne ister biliyorsunuz.. Üretmem için ihtiyacım olan belli...

Zoraki yaşıyorum.. Plansız programsız.. Umutsuz vede mutsuz... Hatta huzursuz...
Yarın varmı bilmiyorum. Olsun istiyorum ama olmuyo işte ne çare...

Tek derdim bunların yoksunluğu değil, çok daha büyük dertlerim var. Ama onlara dayanabilmem için...

"ZAMAN GEÇİYOR VE HAYAT KISA.. KAYBEDECEK ZAMAN YOK " demişti biri bir gün.. Aslında hep tekrarladığım bir sözdü bu kendime. Ama söylendiğinde bir başka gelmişti nedense... (yalan oldu sanırım...)

Neyse boş herşey işte... Düşüncelerim kelimelere farklı dökülüyolar ve ben yazmaktan yine nefret ediyorum... Değişen hiç bişi yok!

20 Aralık 2006 Çarşamba

KLİP GÜZELİ ...

Çember.net sitesi forumunda gördüm bayıldım.. Muhteşem olmuş. Pisi de çok güzel...
İzleyi gözünüz gölünüz açılsın, belki birilerinin içinde sevgi uyandırır ve bir kedi daha sıcak bir yuva sahibi olur... Kimbilir...


Klip'in başrol oyuncusunun hikayesi oldukça dramatik. Bir otoban'dan karşıdan karşıya geçmeye çalışırken, bir hayvan sever tarafından son anda ezilmekten kurtarılmış. Malasef yanında ki kardeşini kurtaramışlar. Sonrada kurtarıcısı tarafından bakımı yapılıp , korumaya alınmış. Şansı yaşamı boyunca bol olsun devam etsin, klip çekilecek kadar güzel olan bu yavrunun.
Bu arada "Klip güzeli"miz sahiplendirilmiş. Onu kurtaran ve onun için klip hazırlayacak kadar değer veren kişi herhalde böyle sonuçlanmasından mutlu olmuştur.. Umarım bundan sonraki yaşamında güzel günler onu bekliyordur.

Unutmayın Çilek hanım'da sokaktan geldi ve girdi hayatımıza; ama dünyanın en cins kedilerinden farksız! Huyları,tavırları,yemek alışkanlıkları, bize karşı ilgisi,sevgisi ...

Ne olur onları sokaklarda bırakmayalım.. Sizi bekliyorlar... Her eve bir kediş...

9 Aralık 2006 Cumartesi

Daha Fazla Tükenmeye Takatim Yok!

Evet taşındım ama yorumların hepsini aktaramadım henüz.
Taşındım istemesemde çünki; bir template değişikliği yapayım derken komple blogun dili bozuldu :( kızımın bahçesi mahvoldu ...
Ve ben burdayım işte...

Bir şeyler yapmak,yazmak,eklemek istesemde hayatımda içinden çıkamadığım çıkmaz sokaklardan birine daldım yine. Hiç bir şey tat vermez oldu ki kitap bile okuyamaz oldum... Bu benim için imkansız sayılan birşeydir... Kitap okumamak...
İşimi yaparkende mutlu değilim... Sanatsal çalışmalarım bir süredir durdu ama bunun tek nedeni benim içinde bulunduğum huzursuzluklar değil. eskiden baktığımda her görüntüyü,modeli,nesneyi mozaik olarak parçalar halinde görürdüm. Ama şimdi gören gözler gitti :(

Buna "tükenmişlik sendromu" deniliyormuş. Derya Baykal'ın programında Uzm.Dr. bahsetmişti bu konudan, sonra Dr.umla görüştüğümde oda aynını söyledi. hayattan zevk alamamakla başlarmış. Hayatında renk ve değişiklik olmayan insanlarda görülürmüş... Yani ben bunun için potansiyel sayılırım! Küçücük bir şehirde kimseyle arkadaşlık kurmadan, sohbet etmeden,evden işe işten eve giden benim için çok normal bir durum...

Tenis dersleri almaya başladım ama onada sadece haftada 1 gün devam edebiliyorum. Bu yenilik ne kadar etki gösterir , yeterli gelirmi bilemiyorum.

Artık internet ortamıda tat vermiyor. Ekleyemiyorum burayada yeni post lar. Bununda üzüntüsünü yaşıyorum ama elden başka birşey gelmiyor.
Tavsiyeniz varsa memnuniyetle dinlerim.
IŞIK VE SEVGİYLE...

10 Kasım 2006 Cuma

KADININ YARADILIŞI ...

Alıntıdır ...

Musevilerin, Tanrı ile insanın konuşmasını anlatan kitapları Talmud' dan alınmıştır ve şöyle biter;
''...bir kadını ağlatırken çok dikkat edin,çünkü tanrı gözyaşlarını sayar! Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı! Öyle olsaydı ezilirdi; üstün olmasın diye başından da yaratılmadı. Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye;... ...kolun biraz altından, korunsun diye; ...kalp hizasından, SEVİLSİN diye...''

15 Haziran 2006 Perşembe

SOKAKTA AŞK ....



Onlar bilem aşkı yaşarken , ben....
Ama bu haksızlık değilmiii ... :(

Kiss - Because I'm a girl

Hani deriz ya ya hep "Aşk mı Sevmek mi?"

Sorarız kendimize ve de dostlarımıza bir türlü çıkamayız içinden , yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan sorusu gibi.. Eski türk filmi tadında güzel bir video ve arkasında müziğin evrenselliğini iliklerimize işleyen güzel bir müzik anlamasak da dilinden, içimizde hisssettiğimiz... Lütfen sabırlı olarak bu videoyu sonuna kadar izleyin ve tekrar sorun kendinize aşk mı sevmek mi ?

İzleyin.. Sonunu daha farklı hatırlıyorum sanki o kısmı kesmişler gibi...

Onu sonra yazacağım...


Biraz Türk filmi havasında eski bir video :) ....
Vardımıdır böyle aşklar sevgiler acaba ? ...

Benim pek inancım kalmadı bu konuda :(

Varsa hani nerde !!!

Hadi paylaşın düşüncelerinizi benimle,

Bekliyorum...

Işık & Sevgiyle...


23 Mayıs 2006 Salı

KORKU , AMA NEDEN !? - W.SHAKESPEARE

Işık ve sevgiyle...

-Mamografi hayat kurtarır.

KUMRULARIN HİKAYESİ ...

Darısı başıma :( ...

-Mamografi hayat kurtarır.