16 Nisan 2007 Pazartesi

The Secret- Sır

MUTLAKA İZLEYİN!!!

Yıllar önce dedem iflas ettiği dönemde,evler dükkanlar elden gidip çoluk çocuk ortada kalmışlar.. Rahmetli babanemin o zaman devamlı söylediği bir söz varmış..

"Allah'ımın hazinesinde çok var. Benden esirgemez. Ben ondan isterim. Allah'ım verir bana."

Ve aradan 1 sene geçmeden bizimkiler yeni yapılanan Bahçelievler semtinin kooperatifinden muhteşem evimizi satın almışlar :) şaka değil gerçek.. Sene 1946..
Bu sözü hayatın her noktasında, her olay için kullandı. Şahidim.

Aşağıdaki film ile Reiki eğitmenim Dilek Öztürk sayesinde tanıştım ve izledim..
Teşekkürler Dilek' ciğim..

Evet hayatım değişti.. Sene 2007..
İşimde mutlu değildim.. Sonucu biliyorsunuz:)
Mutlu olabileceğim bir iş istiyordum ve yine sonucu biliyorsunuz :)

Babanemin davranışlarını ve sözlerini çok iyi anladım o zaman. Meğer babanem o zamanlardan biliyormuş Çekim Yasasını!
Dinimizdede böledir. İyiyi dile iyilik bulsun seni derler. Kötüyü düşünme,dileme ki ; hacet kapılarının açık olacağı tutar derdi büyüklerimiz..

Yaptığım şey; endişenin,korkunun bana hakim olmasını engellemek..
Last samurai deki hiç düşünce yada matrix 'deki kaşık yok gibi..
Ve umud etmek, düşünmek.. Hayaliniz ne ise ona odaklanmak..
Hayal değil,gerçek gibi hissetmek..

Derya Baykal'ın programında tanıtımıda yapıldı, benden önce davrandılar. Ülkemizdede satışı başlamış kitabının ve dvd sinin. İlk fırsatta onlarıda temin etmek lazım. Ama öncesinde filmi sabredip 1:30 saat izleyin.. Hatta indirin, bir kaç defa izleyin..


The Secret-Sır part_1




The Secret-Sır Part_2



İndirmek isterseniz linkleri... İndirip bilgisayardan izlerseniz alt yazılar daha net okunacaktır.
Mutlaka arşivinizde bulunsun isterim.. Tıklayın ve indirin..
Part 1
Part 2

Işık ve sevgiyle kalın..

5 Nisan 2007 Perşembe

La Marche de L’Empereur - İmparator'un Yolculuğu

Muhteşem bir Belgesel-Film..
2006 En iyi Belgesel Oscar Ödülünü aldı..
Amerika'da hasılat Rekoru kırdı..

Hayretler içinde tv'de 2 defa izledikten sonra vcd'si bir Böcek'ten hediye geldi :) .. Teşekkür ederim..

Sizlerede videoları izlemenizi ve akabinde vcd yada dvd sini edinmenizi şiddetle tavsiye ederim..

Sevgi, aile, aşk ne demek birde onlardan görün derim..

Bir türün devamı için ne zorluklara katlandığını öyle güzel görüntüleyip , muhteşem bir eser haline getirmiş.. Tüm zorluklara aşk ile zevgiyle nasıl göğüs gerdiklerini görmeniz lazım..

Luc Jacquet imzalı “İmparatorun Yolculuğu - La Marche de L’Empereur” cesaret, aşk ve hayatta kalma savaşının inanılmaz hikayesini anlatıyor.
Film, hâlen gizemi devam eden İmparator Penguenler’in yaşamlarını ve kendi türünün hayatta kalma mücadelesini olağanüstü görsellikte anlatıyor.

Vahşi yaşam belgeselleri ile ün yapan ödüllü belgeselci, fotoğrafçı ve kameraman Luc Jacquet, Antarktika’nın acımasız buz çöllerinde, dünyanın barınılması en imkansız bölgesinde İmparator Penguenler’in peşine düşüyor…

Bir erkek, bir kadın ve bir çocuk oyuncunun seslendirdiği penguenler, okyanusun içinde adlarına yakışır bir yaşama sahipken, üreme mevsiminde karaya çıktıkları zaman zorluklarla karşı karşıya kalıyor ve beceriksizce yürüyen koca bir kuş oluveriyorlar. Bu asil penguen türünün büyük bir ustalıkla hareket edebildiği buzlu suları, açlık ve sefalet pahasına terk etmesinin ise tek bir nedeni var: Tüm canlıların en büyük amacı, yani, kendi türünün devamı...


İMPARATOR KOLONİSİ
Dünyadaki 40’a yakın İmparator kolonisinden ancak 4 koloni üzerinde araştırma yapılabildi. Bağımsız bir keşif seferi yapılmadan sadece bir tanesi ulaşılabilir durumdaydı. Bu, Adelie’deki Fransız bilim merkezi Dumont d’Urville’e birkaç yüz metre uzaklıkta yaşayan Geological Headland Archipelago kolonisiydi…

İMPARATORLARIN YOLCULUĞU ...
Milyarlarca yıl her kış, Antarktika’nın acımasız buz çöllerinde, dünyanın barınılması en imkansız bölgesinde gerçekten olağanüstü bir yolculuk gerçekleşiyor... Binlerce İmparator Penguen, güvende oldukları derin mavi okyanustaki evlerini terk ediyorlar. Donmuş karaya tırmanarak, kıtanın iç tarafındaki ıssız bölgeye doğru yola çıkıyorlar...


Antarktika’nın o bölgesi; çok soğuk, çok uzak ve bir canlının yaşaması için imkansız bir yer… Tek sıra halinde bu bölgeye ulaşmak için yürümeye başlarlar. Şiddetli tipiden önlerini görmekte zorlanarak, saatte 250 km esen fırtına ile mücadele ediyorlar... İmparator Penguen, üremenin, soyunun hayatta kalmasının o müthiş içgüdüsü ile cesareti ve kararlığı ile yılmadan yoluna devam eder…

Geleneksel yavrulama alanlarına her zaman yanılmadan ulaşırlar. Coşkulandırıcı kendilerine özgü seslerinin eşliğinde anlaşılması güç, karmaşık dansları ve zarif hareketleri ile ritüel kurlarını yaparlar. Sonunda, tek eşli olan İmparator penguen, eşini bulur ve birleşir… Günler kısalır ve hava şartları giderek sertleşir.

Başarı ile tamamlanan çiftleşmenin sonrasında, yumurta üretmek dişi penguenin vücudundaki besin deposunun tamamına yakınını tüketmiştir. Bu kaybını telafi etmek için hemen yiyecek bulmaya okyanusa geri dönmelidir. Dişiler balık dolu denizlere doğru 200 km’lik bir yolculuk yaparlar. Bu yüzden kuluçkaya erkek İmparator Penguen yatar.

Yolculuk tehlikeli ve yırtıcı deniz aslanlarının tehdidi altındadır. Erkek İmparatorlar, dişilerinin gidişinden sonra bebek penguen çıkana kadar değerli yumurtaları pençelerinin arasında saklayarak korurlar. Kış ilerledikçe çok şiddetli tipiler başlar, rüzgar saatte 120-160 km hızla eser. -40°C’lik soğuklara ve kutupların korkunç kışına dayanarak, erkekler yumurtalarla beraber ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalırlar.


Erkek İmparator beslenmeden, itina ile yumurtaları korurlar ve 4 ayın sonunda yumurtlar çatlar. Bebek İmparator yumurtasından yeni beyaz dünyasına çıktıktan sonra, en fazla 48 saat kendisindeki yiyecek rezervinden beslenerek dayanır. Eğer anne İmparator okyanustan yemekle dönmekte geç kalırsa, yeni doğan ölür.İşte tam bu kritik günlerde dişiler görünür. Dişiler döndüklerinde seslenmeye başlarlar ve erkekler de onlara karşılık verir. Eşler birbirlerini çiftleşme sırasında öğrendikleri seslerinden tanırlar.

Aileler tekrar biraraya geldiklerinde, görevler tersine işler. Anneler yeni doğanlarla beraber kalırken, eşleri beslenmeleri gerektiğinden hemen okyanusa dönerler. Yetişkinler balık avlarken, bebek penguenler her zaman var olan yırtıcı dev denizkuşlarının tehdidi altındadır.

Havalar ısınırken, kalın buz tabakası sonunda kırılmaya ve erimeye başlar. Bebek İmparator Antarktika’nın derin mavi sularına tereddütle gerçekleştirdikleri ilk dalışlarından sonra yetişkinler zorlu yolculuklarına devam ederler.

İmparatorun Yolculuğu La Marche de L’Empereur / Journey of The Emperor
Yönetmen: Luc Jacquet
Senaryo: Michel Fessler, Luc Jacquet
Görüntü Yönetmeni: Laurent Chalet, Jérôme Maison
Kurgu: Sabine Emiliani
Müzik: Emilie Simon
Yapımcı: Yves Darondeau, Christophe Lioud
Yapım: 2004, Fransa
Tür: BelgeselSüre: 85 dk.
Dağıtımcı: Chantier
Web Sitesi: www.luc-jacquet.com

26 Mart 2007 Pazartesi

Babam ve Oğlum

Geç kaldım aslında.. 1,5 sene sonra bu eseri izleme fırsatı buldum. Annem bi yandan ben bi yandan deli gibi ağladık.. Annem yıllar sonra ilk defa bişeye tepki verdi. Ağlayabildi, kendide mutlu oldu buna bende :)

Sevinirken acı ile de ağladık.. Çelişkili bir durum oluştu tıpkı filmin bahsettiği dönemlerdeki gibi..

Karar verdik dvd sini edinip annem gelişen olaylara tepki veremediğinde izleyip ağlayacağız ..

Aile,sevgi kavramlarını hatta ihtilal dönemindeki insan manzaraları ,yaşananlar bir o kadar güzel tasvir edilmiş..
"Denize bir oda ver, onu yanına al, burda büyüsün. Bi evi olsun.. Gidecek başka hiçbir yeri yok.. Ona bir oda ver baba.. Bir evi olsun.. Ama zaman zaman da çıkıp gidebileceği bir yer.."
"İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü baba? "
"Baban süperman oldu göklerde uçuyor..
Süperman olmasın.. uçmasın.. yanımda olsun.."








Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Fikret Kuşkan, Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya
Senaryo: Çağan Irmak Görüntü Yönetmeni: Rıdvan Ülgen
Müzik: Evanthia Reboutsika
Resmi Web Sitesi: http://www.babamveoglum.com/

Dinlemek isteyenlere;

__ Bir Ege Yolculuğu
__ Bir Şans Daha
__ Babam
__ Biz Bir Aileyiz
__ Bizim Hikayemiz
__ Zor Zamanlar

Muhteşem Bir Eser ..
Emeği Geçenlere Teşekkürler..

22 Mart 2007 Perşembe

Kuşbakışı Türkiye

Türkiye'nin öve öve bitirilemeyen güzelliğini "tanrıların gözü" yle gördünüz mü? Bugünlerde Atatürk Havalimanı' ndan dışarı uçacaksanız göreceksiniz. "Çılgın" bir THY uzmanı sayesinde. Bugünlerde yurtdışına uçacak olanlar Atatürk Havalimanı'nın dış hatlar gidiş salonuna girdiklerinde, seyahat acentalarının kapılarındaki dev posterlerde, broşürlerde, internetteki seyahat sitelerinde pek, belki de hiç görmedikleri bir "ülke" yle karşılaşıyorlar. İçeri girenlerin zihninde gayrihtiyari bir "Burası neresi yahu" sorusu oluşuyor. Burası, Türkiye.
Yassıca adaları - Göcek

Onu, karış karış tepeden mitolojideki Olimpos tanrılarının yeryüzüne bakış açısıyla görüntüleyense kafasındaki proje uğruna varını yoğunu satıp savan tarih, arkeoloji, doğa ve fotoğraf meraklısı ve Türk Hava Yolları uçuş uzmanı Alp Alper.


Aslında bu fotoğraflar, Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen bir projenin 250 karesinin sadece ufak bir kısmı. 15 yıldır Türk Hava Yolları'nda uçuş uzmanı olarak çalışan Alper'in 2005 Aralık'ında tamamlanan "1000 Feet'ten Türkiye" (1000 feet: Yaklaşık 304 metre) adlı çalışmasının ilk tohumları iş icabı havalandığı sıralarda, Türkiye'ye havadan fotoğrafçı gözüyle bakmasıyla atılmış.

1992'den beri fotoğraf çeken Alp Alper aslında her şeyin 1999 'daki sarsıcı depremin ardından başladığını anlatıyor:

"Türkiye'yi havadan fotoğraflamak için etütlere başlamıştık ama (17 Ağustos) 1999 depremi, o büyük yok oluş, bize bu projenin en kısa sürede gerekli olduğunu gösterdi. Fotoğrafçı, pilot, tarihçi, arkeolog arkadaşlarımla yola çıktık. Harita üzerinde etüt ettiğimiz noktaları, yerden fotoğraflayıp koordinatlarını çıkardık. Belirlediğimiz yerleri uçarak çekmeye karar verdik. Farklı bir açı oluşturarak, sanki bir tanrısal bakış yakalayarak, hem sanatsal, hem de kültürel değeri olan fotoğraflar yakalamaya çalıştık."

Her şey sözcüklerde anlatıldığı kadar kolay olmamış tabii. Belirlenen noktalara alçaktan uçuş yapabilme kabiliyeti olan Chesna tipi uçaklardan helikoptere altı ayrı çeşit araç temin etmek, çekimler için yıllık izinleri tamamen feda etmek, gidilecek yerlerde tüm masrafları karşılamak, uçarak yapılan çekimler sırasında iki kez ciddi yaralanma Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki çekimler için özel izin peşinde koşmak, sponsor bulamayınca evden otomobile elde avuçta ne varsa projeye yatırmak, 5.5 yıllık serüvenin sadece bir bölümü.

İşin en zor kısmı ise çekimler tamamlanınca, yolun sonuna gelindiğinde başlamış: 12 bin diadan sadece 250 kare seçmek! Alper, "1000 Feet'ten Türkiye" kitabı için, İshakpaşa Sarayı'ndan Selimiye Camii'ne, Nemrut Dağı'dan Tuz Gölü'ndeki allıturnalara kadar Türkiye'nin her köşesinden ve tamamen kuşbakışı olarak çektiği kareler arasında seçim yaparken, Çocuklarım arasında ayrım yapıyormuş gibi hissettim" diyor.

Alper, Türkiye'de kitabını yayımlayacak yayınevi ve sponsor bulamayınca, Türkiye'yi havadan çekilmiş olarak resmeden ilk kitaba destek olmak Yunanistan'a nasip olmuş. Alp Alper'in, İstanbullu bir Rum tarihçi olan arkadaşı Akilas Millas'ın aracılığıyla kitabı Yunanistan'da basma fırsatı bulmuş. Alper şimdilerde ikinci ve üçüncü kitabın hazırlıkları içinde. Kitabı bu sefer Türkiye'de bir yayınevinde basılsın, hatta Japonya'da, Amerika'da, Avustralya'da da raflarda olabilsin istiyor.

Yeni planları arasında sergi için seçtiği fotoğraflarının THY'nin uçtuğu, dünyanın 16 ayrı kentindeki havaalanlarında da sergilenmesi var: "Türkiye'den ayrılan yabancılar fotoğrafları gördüğünde içlerinde "Burası neresi, görmedik biz burayı" uktesiyle dönsün ve tekrar gelsin istiyorum. Sonra da bu 16 fotoğraf İstanbul'dan çıkıp, Atina, Paris, Londra, New York, Chicago, Pekin, Sidney, Delhi gibi 16 ayrı kenti gezsin, böylece Türkiye'nin reklamı yapılsın. Tek istediğim bunu yapabilecek kadar destek verilmesi."

21 Mart 2007 Çarşamba

Çanakkale Destanı ilk kez üç boyutlu animasyonda..

Superman’den Sünger Bob’a; Spiderman’den Batman’e yüzlerce çizgi film kahramanının ekranlara konuk olduğu günümüzde, kendi tarihimizin ve değerlerimizin çocuklarımıza kazandırılması gerektiğini düşünen Fatih Gülbahar ve ekibi tarafından hazırlanan ‘Çanakkale Destanı’, Çanakkale Savaşları’nın ilk üç boyutlu animasyonlarından biri olma özelliğini taşıyor. Nil Production tarafından piyasaya sürülen animasyon film, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlanmış.

Animasyon filmde kullanılan çoğu sahne bir yandan savaşın en acımasız yanını gösterirken bir yandan da vatanını canı pahasına korumaya çalışan Mehmetçik’in efsanevi mücadelesini anlatıyor. Farklı görüntü ve ses efektlerinin kullanıldığı filmde seçilen müzikler de filme ayrı bir renk katıyor. Savaşı anlatan bölümlerde kullanılan patlama ve yangın sahneleri ilgi çekiyor. Gerçek görüntüler ve fotoğraflarla desteklenen filmin seslendirmesinde de profesyonel bir ekip görev almış.

Filmde sadece Türk cephelerine de yer verilmemiş, savaşı yabancıların gözüyle de değerlendiren sahnelerde yabancı komutanların boğaza yaptıkları saldırıların içyüzüne ulaşılmaya çalışılmış. Zaman zaman arka planda kullanılan haritalar da savaşın cereyan ediş şeklini ortaya koyuyor. DVD ve CD formatındaki film 76 dakika uzunluğunda.

Haberin kendisi pazar keyfi ..

7 Mart 2007 Çarşamba

Birlikte Ayrılık ..

Sevgili paşa kuzenim ebru yaparmışta, yeni haberimiz oldu. Verdiği bir video yu paylaşmak istedim. Aynı tarzda kumla yapılan bi çalışmayı görmüştüm. Oda güzeldi..

Ebru sanatında standartın, bilinenin dışında bişeyler yapıldığını görmek beni acaip mutlu etti. Ve sanırım bu sanat dalınada burnumu sokmaktan kendimi alamayacağım :)

Benim haddime düşmez "Ebru Sanatı" hakkında yorum yapmak, post hazırlamak.. Çook yakında sizi bu konuda uzman bir kişi ile tanıştıracağım.. Oda bloglar aleminde, aramızda olacak..

Işıkla kalın..

9 Şubat 2007 Cuma

Lord of the Dance - MICHAEL FLATLEY

Here is my favoutite; Michael Flatley!!! Click for watcing the video.For more information visit the web-site:
MICHAEL FLATLEY
http://www.lordofthedance.com/



Kelimenin tam anlamıyla muhteşem... Müzikleri bende vardı ve devamlı dinliyordum çok uzun zamandır. Ama severek dinlediğim müziklerin böyle bir dans showuna ait olduğunu bilmiyordum. Ece ve Eko sağolsun varlığından haberdar ettiler . İzleyin hatta bulabilirseniz video ve kasetlerini edinin derim. Flatley aslında boksörmüş ama nasıl olduda dansa geçti araştırmak lazım. Linkleri yukarıda...Videoları uzun ama baştan sona izlemenizi öneririm...

Sarışınlardan haz etmem ama dansını izleyince aşık olmamak elde değil..

Aşık oldum sanırsam galiba:)

Işık ve sevgiyle kalın...

26 Ocak 2007 Cuma

ŞEHRAZAT (SHEHERAZADE)


Dün
gece annem telaşla çağırdı bu sahneyi izle diye gittim baktım evlenme teklifi
edilecekmiş Şehrazat'a. Öncesinde arabayla boğazda gezinen Halit Ergenç ve
fonda "Şehrazat Senfonisi"...
Biliyorum dedim ama hatırlayamadım kimin eseriydi derken Barış Manço dediler.
Lime wire den tarattım sadece Barış abinin eseri çıkıyor karşıma.. Gecenin
ilerleyen saatlerinde bulduk tabi ;

Nikolai Rimsky-Korsakov
...

Buyrun şehrazat'ı birde
bestecisinden dinleyin der pelin ...

Download


Buda Barış abi nin yorumu...


Download

Gerçi canım abim benden önce davranıp sitesinde fon müziği yapmış .. Erol
Taş damarı tuttu bu sıralar :) hadi hayırlısı...
Dinleyin ve beni hatırlayın.. Düşüncenizi belirtmeyi unutmayın tabiki ..
Yüreğinizdeki ışığı asla kaybetmemeniz dileğimle..

24 Ocak 2007 Çarşamba

İYİ DÜŞÜNÜN ! ...

İyi düşünün...
Bu yılınızı iyi geçirdinizmi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl? İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şeye"e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl? Yayılın çimenlerin üzerine..... Acele edin....
Er veya geç... Çimenler yayılacak üzerinize...

CAN DÜNDAR

Selçuk Yöntem in sesinden dinlemek isterseniz... Ki şiddetle tavsiye ederim ....
BUYRUN!

25 Eylül 2006 Pazartesi

3E TASARIM ATÖLYESİ...

El emeği, göz nuru ve bir eşi daha olmayan özel eşyalar kullanmayı seviyorsanız,
Sevdiklerinize fabrikasyon hediyeler yerine; onların kişiliğine,yaşamına,tarzına uygun hediyeler vermek istiyorsanız...
BUYRUN 3E TASARIM ATÖLYESİ 'NE....
3E TASARIM ATÖLYESİ ; Biricik dostum Ece'nin derin zekası, engin tecrübesi, muhteşem tasarım kabiliyeti ve fikirleriyle kuruldu.. Bende kıyısından köşesinden katkıda bulunmaya çalışıyorum ama asıl emek onundur :)

Atölyemiz el sanatlarına gönül vermiş kişilerin bir araya geldiği bir ortamdır.Ürünlerimiz tamamen el emeği, göznuru ile tek olarak hazırlanmaktadır. 2.si üretilmemektedir.

Aslında söylenecek çok söz var ama ben zaman kaybetmeden burdan haber vermek istedim böle bir çalışmanın varlığını.. Anlatmaya devam ederiz siz bir gezinde:)

Bir tıklayıp inceleyin derim...


Herkesi bekliyoruz...
Tesekkürler...
Isik ve sevgiyle...

27 Haziran 2006 Salı

TEŞUP' UN SEMBOLÜ - HATTUSAS

Çorum 'lu olupta oraya özgü bişileri mozaik e dökmemek ayıp olur dimi !?

Bende böyle düşündüm ve Almanya için tasarladım... Bayada bi yapıp gönderdim. Malum Çorum Hitit Medeniyetine başkentlik yapmış bir ilimiz... Hattuşaş... Caaanımm memleketim.. Hititlerin Fırtına tanrısı Teşup'un sembolü geyik figürünü döktüm taşlara...

Aslının boynuzları daha çoktu ben birazcık minimalize ettim.

Hatta minimal olarak düşünülmüş bi heykelciğinin resminden çıkardım demek daha doğru olur.
Arka fonda Afyon gri kullandım. Ama gri taşları kerpetenle kırıp eğim vererek,
şemsiye gibi dizerek zemine hareket kazandırdım... Geyik figüründe ise
0,5cm lik taşlar lullandım.

Kullandığım Doğal taş çeşitlerim; Noçe traverten, Sarı traverten, Beyaz traverten, Ege kahve, Afyon gri.
Bir dönem okul projesi olarak güneş kursunuda yapmıştım yani eti nin logosu. resmi yok ama tekrar yapacağım özel olarak. Ama sırada 12 Tanrı figürleri bekliyor...
Saygıdeğer fahri hemşehrimiz Mahfi Eğilmez 'e de bu konu açılınca yer vermemek olmaz ... İşte onun linkide burda :) .. Hititler konusunda muazzam araştırmaları var kendisinin.... Okumanızı tavsiye ederim...



21 Haziran 2006 Çarşamba

VEE FAVORİM CAN ATİLLA ...

CAN ATİLLA... New age'de Türk tınısı... Sanırım 1-1,5 sene önceydi trt fm de ilk kez duydum ve mest oldum... Akabinde albümlerini bulmaya başladım... En beğendiğim albümü sonuncusu oldu; CARİYELER VE GECELER... Mutlaka dinlemenizi isterim... Yorumlarınızı bekliyorum...








Photobucket - Video and Image Hosting


CARİYELER VE GECELER 5:12

HAMAMDA İLK GÖZYAŞLARI 5.41

MARA DESPİNA 6:53

ROZALİNA (GÜLFEM SULTAN) 4.36

İSTANBUL DA İLK GEZİNTİ 5.22

PEÇENİN ARDINDAKİ GÖZLER 5:57

ESİR PAZARI 5:50

TÜLLER , TENLER , NEFESLER 6:14

ROKSALAN ( HÜRREM SULTAN ) İÇİN TAKSİM 4:26

ANILAR , YAPRAKLAR , MEKTUPLAR 7:05

UZAKLARDAN BİR KIZ 3:41

8 Haziran 2006 Perşembe

MOZAİK AYASOPHIA 2 - KALSEDON

Ayasophia 1 ile aynı model... Bu mozaik te sadece renkler farklı kombinasyonlarda kullandı.

Bu arada alttaki image fotoğrafında dekor olarak kullanılan doğal taş Kalsedon... Kalem ise Granit...
_ Kalsedon adını Kadıköy' den alır. Eski tarihlerde Kadıköy den çıkartılan bir doğal taş. Kadıköy'ün eski adı Kalsedoni imiş, banada Süs taşları dersimize giren hocam Osman Gazi Ünv. Maden Müh. Bölüm Başkanı Prof.Dr. Rıfat Bozkurt anlatmıştı.
_ Kalsedon dağdan çıkarıldığında masmavi dir. Güneş gördükçe rengi açılır. Koyu renklileri makbul ve değerlidir. Yarı Kıymetli Süs Taşıdır. Takılarda; özellikle gümüşle beraber ve dekorasyonda doğal haliyle veya minik heykelcikler olarak kullanılır...
_ Fotoğraftaki taşın içinde bir miktar su var. İlginç yanı ise suyun buharlaşmaması... Bu su incelense oluşumundaki zamanda ne tür bir yaşam var bunu anlatabileceğini söyledi uzmanlar... Ama patronum bu parçaya kıyıpta bir deneye vermeyi düşünmedi :) Aslına bakarsanız bende düşünmezdim...

MOZAİK AYASOPHIA 1



Bu mozaik çalışmasında eski yunan ve roma dönemi mozaik figürleri ile tezhip süsleme motifleri bir arada kullanılarak kompozisyon oluşturuldu... Çerçeve olarak kullanılan burgu motifi eski yunanlı ve roma dönemi mozaik sanatçılarının sürekli ve hemen hemen tüm mozaiklerinde kullandıkları bir motif olmuştur. Ben biraz daha geniş alıp burguları , içlerine papatyalar yerleştirdim.
Ebadı, 1*90*90 cm . Kullanılan taşlat 1*1cm . Yine eğim ve hareket kazandırmak gereken yerlerde kerpeten kullanarak taşları şekillendirildi. 3 günde 1 adet bu modelden yapmak mümkün, yani basit bir model. Ama hareketli bi taş dizimi olduğundan kırma işlemi baya oyalıyor ve zaman alıyor.
Kullanılan Taşlar;
Beyaz Traverten, Sarı Traverten, Noçe Traverten, Kırmızı Traverten, Afyon Beyaz, Ege Bordo, Akşehir Siyahı.

7 Haziran 2006 Çarşamba

MOZAİK BORDÜR


_Amerika' daki bi otel projesi için tasarlanmış bir mozaik bordür..
_Ebetları 46*69,5 cm . 1cm'lik taşlardan üretildi.
_Her bir parça birbirini takip edecek yekilde tasarlandı..
_Mozaik ürünlerini ahşap parke ve laminantın içine gömme yaptığınızda çok şık duruyor...
Kullandığım Malzemeler;
-Beyaz Traverten
-Noçe Traverten
-Kırmızı Traverten
-Sarı Traverten
-Akşehir Siyahı
-Ege Bordo
-Teos Yeşili


İLK PORTRE ÇALIŞMAM ...



İlk mozaik portre denemem... Resmi net görebilmek için uzaktan bakmak gerekiyor.
60*80 cm ebadında. 0,5 cm kalınlığında taşlardan üretildi.
Tabi zor ve kritik bi kişi seçmiştim.. Patronum :) , Ama fotoğraf 70'lerin sonu 80'ler gibi..
Bu çalışmayı çok farklı kişilere benzettiler... Bu biraz bana hakaret gibi oldu ama bence alakası yok.. Resmin aslınıda eklemek isterdim ama izin almadım :( Aslında resmin aslını görseniz evet benzemiş dersiniz kesin..
Önce vesikalık resmin Autocad'de çizimini yaptım.
Kırma taş kullanmıştım.. Şekil vermek için taşları istediğim şekillerde kerpetenle kırdım.
Elimde tonlandırma yapabileceğim taş çeşitliliği olmadığından Beyaz Traverteni kendi içinde koyu ve açık olarak ayırdım. Noçe den kontur geçtim. Saçta beyazları ve parlamaları Kaplan Postu ve Afyon Griden verdim.

Kullandığım Malzemeler ;
_Beyaz Traverten (Denizli)
_Noçe Traverten (Afyon)
_Kırmızı Traverten
_Akşehir Siyahı
_Kaplan Postu (Afyon)
_Afyon Gri (Afyon)
_Afyon Beyaz (Afyon)
_Teos Yeşili
_Ege Bordo

2 Haziran 2006 Cuma

MOZAİK - SELİMİYE



_ Selimiye... Katalog ön çalışması sırasında İstanbul' lu bi müşterimiz isimlerini verdi :)
_ 1*1 cm taşlardan üretildi.
_ Benim ilk Autocad tasarımım ...

_Kullanılan taşlar;
-
Afyon Beyaz
-Afyon Gri (Gök)
-Akşehir Siyahı
-Beyaz Traverten
-Sarı Traverten
-Noçe Traverten (kahverengi)

_ Taşlar ilk önce 1*1 cm ebadında kesiliyor. Ardından vibrasyonlu eskitme makinalarında su ve aşındırıcı abrasivlerle , taşlar eskitiliyor. Kurutulup dizime geçiliyor. Modelde eğimli kısımlarda taşları yerleştirirken aralarında fazla boşluk kalmaması için taşlar bi önceki taşın bıraktığı açıya uygun olarak kerpetenle kırılıyor. Kırma işleminde genelde ellerde nasırlar ve ayrıca taşı kırıyorum diye elini kesenler oluyor :) ...
_ İlk mozaik çalışmaya başladığım dönemde kerpeten kullanılmıyordu. Ve bende çözüm yolu üretmeye çalışırken ilk adım olarak pense ile taşın bi kısmını şekillendirip sonra su zımparasında saatlerce şekil vermeye çalışırdım. Baktım iş yürümüyo , patron ters ters bakıyo; olmayacak böle dedim. Ve İtalyan mozaik firmalarının kataloglarını karıştırırken baktım kerpeten kullanılıyor bende edindim bi tane. Okula ilk götürdüğüm gün kerpeteni tamircimi olacaksın ne yapacaksın gibisinde baya bi dalga geçilsede ben işin kolayını buldum.. Sonra onlarda benim izimden gittiler :) .
_ Daha önceden mozaik üretimine başlamış olan firmalarda kerpetenden bi haberlerdi o zamanlar giyotin benzeri taş kırma makinaları kullanıyorlardı.. Kerpeten kullanımına sonradan tüm firmalar geçti işin pratik yanı bu çünki...

MADALYON - PELİN

Karakalemle çizilmiş bir model ... O zamanlar bilgisayar destekli çalışmıyordum ..Seri üretimi olan bir mozaik çalışması..
1*1 cm ve paledyen (kırma taş) malzemelerle üretiliyor.
Çap 90cm.
Kullandığım Malzemeler;
_Akşehir Siyahı
_Ege Bordo
_Teos Yeşili
_Afyon Gri (gök)
_Beyaz Traverten
_Kırmızı Traverten
_Afyon Beyaz

27 Mayıs 2006 Cumartesi

TEZHIP & MOSAIC

Tezhip sanatının Mozaik sanatıyla ilk buluşması...
Daha önce bu iki sanatı birleştiren olmamış :) ...
Örnek bana ait değil, elimdeki tezhip sanatına ait kaynaklardan edindim. Daha sonra autocad de geliştirip bu formda daha hoş olacağını düşündüm.
Kullanılan malzemeler tamamen doğal taş...
Taşların cinsleri ve isimleriyle ilgilenilmez diye vermiyorum ...
Sunum içinde kusuruma bakmayın katalog için çekilen bir fotoğraf, temizleme imkanım olmadı şuan için...
Tezhip sanatı üzerine çok bilgim yok ama benim bu desende algıladığım deniz,martılar ve balıklar olduğu için projeye BOSPHOURUS ismini verdim.


-Mamografi hayat kurtarır.

12 Mayıs 2006 Cuma

EGYPT GIRL...

Benim yaptığım, fakat tasarımı bana ait olmayan bir mozaik Egypt girl.. Taş ebatları 1*1 cm ve 0,5*0,5 cm. Ben biraz renklerde ve diziminde değişiklikler yaptım..
Uygulamada özel gramajlı sıva filesinin üzerine , yine mozaik için özel üretilmiş beyaz tutkalla taşlar sabitleniyor..
Desenin üzerine sırayla;naylon ve file sabitlenip çalışılıyor...



-Mamografi hayat kurtarır.