12 Mart 2007 Pazartesi

History of Reiki

Reiki is believed to have begun in Tibet several thousand years ago. Seers in the Orient studied energies and developed a system of sounds and symbols for universal healing energies. Various healing systems, which crossed many different cultures, emerged from this single root system. Unfortunately, the original source itself was forgotten.

Dr. Mikao Usui, a Japanese Christian educator in Kyoto, Japan, rediscovered the root system in the mid- to late 1800s. He began an extensive twenty-one-year study of the healing phenomena of history's greatest spiritual leaders. He also studied ancient sutras (Buddhist teachings written in Sanskrit). He discovered ancient sounds and symbols that are linked directly to the human body and nervous system which activate the universal life energy for healing.
Usui then underwent a metaphysical experience and became empowered to use these sounds and symbols to heal. He called this form of healing Reiki and taught it throughout Japan until his death around 1893.

The tradition was passed through several grandmasters of reiki such as Dr. Chujiro Hyashi, Hawayo Takata, and Phyllis Lei Furumoto.

There are many forms of reiki being practiced now. The two principal ones are: "the Usui System of Natural Healing" and "the Radiance Technique."

The Usui System of Natural Healing balances and strengthens the body's energy, promoting its ability to heal itself.

Reiki is useful in treating serious serious illnesses as well as others. Examples are: sports injuries, cuts, burns, internal diseases, emotional disorders, and stress-related illnesses.
Reiki was introduced to the Western world in the mid-1970s. Since then its use has spread dramatically worldwide.

31 Aralık 2006 Pazar

Mikroplarda Hediyelik Olmuş ...

Bu kadarda olurmu dedirten cinsten.. Yinede hoş. Ben hep sevmişimdir oyuncakları:)) Mikropların bu kadar sevimli hale gelebileceklerini düşünmemiştim ama sanırım bu doktor ve biyologlar için güzel hediye olur..


1_ Adı: Ülser
Latince Adı: Helicobater pylori ; Ülsere stresin değil, mikropların neden olduğunu biliyor muydunuz?

2_ Adı : Frengi / Sifilis
Latince Adı : Treponema pallidum; Frengiye sebep olan bu ufaklık bulaşırken belki umrunuzda değildir ama sonradan epeyce canınızı sıkabilir. Neyse ki artık dizginlendi.

3_ Adı : Dizanteri/Karın Ağrısı
Latince Adı : Shigella; Şiddetli karın ağrısına yol açan bu bakteriyle eğlenmek mümkün olabilir mi? "Dev mikroplar"dan biriyse bu mümkün. Bununla birlikte bu dostumuz, kendisinden nasıl korunabileceğimizi de anlatıyor.

4_ Adı: A.I.D.S. / H.I.V
Latince Adı: Human Immunodeficiency; VirusKesinlikle kulağa hoş gelmiyor. Bu "dev mikrop" size, bu ölümcül hastalıktan nasıl korunabileceğinizi ve bu virüsün CD4 ve T-Helper hücrelerini nasıl tahrip ettiğini öğretecek!


5_ Adı :Kitap Kurdu
Latince Adı : Anobium Punctatum; Kitap okumayı seven sadece biz insanlar değiliz. Bu sevimli ufaklık, okuduğu kitapları yemeyi göze alacak kadar seviyor. Kütüphaneniz bu ufaklığı çok sevecek ancak kitaplar!?! Sanırız hayır.
6_ Adı: Öpücük hastalığı
Latince Adı: Epstein-Barr; Virus O basit bir öpücük değil!! Nüfusun 95'i bu şirin şeyle karşılaşıyor. Bu sevimli mikrobu, sevdiklerinize hediye ederek "dev bir öpücük"le onları mutlu edin.
_______________________________________________________________

Ben yinede Antworks'ü tercih ederim:)) Karıncaların günü serisinide aldımki, okurken onları izlemek fena olmazdı ..
Yaşamlarını inceleyince inançsız olmak mümkün değil!


Ve daha niceleri için TIKLAYINIZ...

9 Aralık 2006 Cumartesi

Daha Fazla Tükenmeye Takatim Yok!

Evet taşındım ama yorumların hepsini aktaramadım henüz.
Taşındım istemesemde çünki; bir template değişikliği yapayım derken komple blogun dili bozuldu :( kızımın bahçesi mahvoldu ...
Ve ben burdayım işte...

Bir şeyler yapmak,yazmak,eklemek istesemde hayatımda içinden çıkamadığım çıkmaz sokaklardan birine daldım yine. Hiç bir şey tat vermez oldu ki kitap bile okuyamaz oldum... Bu benim için imkansız sayılan birşeydir... Kitap okumamak...
İşimi yaparkende mutlu değilim... Sanatsal çalışmalarım bir süredir durdu ama bunun tek nedeni benim içinde bulunduğum huzursuzluklar değil. eskiden baktığımda her görüntüyü,modeli,nesneyi mozaik olarak parçalar halinde görürdüm. Ama şimdi gören gözler gitti :(

Buna "tükenmişlik sendromu" deniliyormuş. Derya Baykal'ın programında Uzm.Dr. bahsetmişti bu konudan, sonra Dr.umla görüştüğümde oda aynını söyledi. hayattan zevk alamamakla başlarmış. Hayatında renk ve değişiklik olmayan insanlarda görülürmüş... Yani ben bunun için potansiyel sayılırım! Küçücük bir şehirde kimseyle arkadaşlık kurmadan, sohbet etmeden,evden işe işten eve giden benim için çok normal bir durum...

Tenis dersleri almaya başladım ama onada sadece haftada 1 gün devam edebiliyorum. Bu yenilik ne kadar etki gösterir , yeterli gelirmi bilemiyorum.

Artık internet ortamıda tat vermiyor. Ekleyemiyorum burayada yeni post lar. Bununda üzüntüsünü yaşıyorum ama elden başka birşey gelmiyor.
Tavsiyeniz varsa memnuniyetle dinlerim.
IŞIK VE SEVGİYLE...

31 Ağustos 2006 Perşembe

VE TEKRAR MERHABAAA!!!

Sonunda burdayım... Oh yaa :)).. hep başla pelin dedim durdum ama ne mümkün araya hep birşeyler girdi... Pazar günüde ehliyet sınavınıda verdiğimde sanırım baya bi rahatlamış olacağım ..
Hepinizden çok çok özür diliyorum ne ziyaret edebildim, ne de buraya bişiler karalayabildim. Ama sanmayınki umursanmıyorsunuz... Yavaş yavaş ziyaretlerimede başlayacağım:) çok yavaş olmayacak tabi...

Bu arada bendeki değişimide bi görün istedim :))) fark nasıl ama ... 2 ayda oldu bu değişim...
sırrını isteyenlerle paylaşabilirim...


Artık toparlanıyorum... hayata gülen gözlerle bakmaya çalışıyorum 4 senelik sıkıntı gam,keder, bi tarafa artık :))karamsarlık yok bundan sonra ...
4 yıldır veremediğim kilolarımada veda ettim artık :))
Eski pelin oluyorum sanırım:P

Sağlıcakla kalın...

11 Temmuz 2006 Salı

POZİTİF YAŞAMAK & MUTLU OLMAK

Sabah sol gözümde bir ağrı ve biraz kanla uyandım. Öğleden sonra soluğu doktorda aldım. Dünya tatlısı bir doktor. İlk bakışta çözdü derdimi.
"Direnç kaybına bağlı iltihaplanma..." , "Sorun gözünde değil aslında..." dedi doktorum.
".... baktığın yerde .....Hep karanlığa bakmaktan Feri sönmüş gözlerinin. Yılgın düşmüşsün. Yorgunluk mikrobu, seni gözünden vurmuş". Bu teşhisin ardından öyle bir reçete yazdı ki dostlar basına:
"Pozitif düşüneceksin. Hayata sımsıkı sarılacaksın. İşinden kafanı kaldırıp sevdiklerinle vakit geçireceksin. Kendine yeni heyecanlar yarat. Sev, ki hücrelerin yenilensin. Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle de birlikte olma..."
CAN DÜNDAR

23 Haziran 2006 Cuma

EN AZINDAN KAPALI MEKANLARDA !!!

Çilek Hanım'ın ilk geldiği dönemlerdi; sigarayı bırakmaya karar verdiğim zaman... Başaramadım :( . Ama çok uğraştım, hatta o dönem Afyon Belediyesi bi kampanya başlatmıştı sigarayı bırakmak için ve burda özel bi hastanede tütün uzmanı bir dr. bilem gelmişti. :) Çok şeker bir hanım, DR. Hafize Hn.... Kendisi TORAKS üyesi. Nikotin bantları, terapiler vs vs ... Neysem işte geçen gün mail atmış ve bir kampanya hakkında bilgi vermiş. Sigara kullandığım halde bende katıldım ve imza verdim bu kampanyaya... Sigara kullansamda araçlarda yolculuk esnasında sigara içme yasağına sevinen bir kişi olarak kapalı mekanlarda içilmesinede karşıyım... En azından düzgün bir şekilde birbirinden ayrılmalı ki belki bu sayede sigara içmekten bıkabiliriz bile...
İtalya'ya gittiğimde çok zorlanmıştım ve oldukça az içmiştim. Devamlı her canım istediğinde 5 dk da bir dışarı çıkmak can sıkıcı bir durum... Bırakmak için vesile işte hepimize :)
http://www.toraks.org.tr/imza_kampanyasi_form.php

13 Mayıs 2006 Cumartesi

BERRAK BEBEĞE YARDIM EDELİM!!!

Merhaba gelen bir maille Berrak bebeğin durumunu öğrendim.Fakat bu konuda hiç bir bilgim yok ama araştırıp,soruşturacağım...Lütfen bir bilginiz varsa bu hastalıkla ilgili yada çevrenizde dr. lütfen sizde bilgi edinmeye çalışıp,bunları Berrak'ın ailesiyle paylaşın...
Berrak, 18 aylık. Bu güzel kızın doğuştan "Spinal Muscular Atrophy (type 1)" isminde bir kas ve sinir hastalığı var.
Merhabalar.;
Ben Berrak ÇANAKLI. 03.05.2004 tarihinde İzmir Özel Gazi Hastanesinde dünyaya geldim. Ve altı aylık olana kadarda her şey yolunda gidiyordu.Altı aylık iken normal kontrol için gittiğimiz doktorumuz bana bir takım testler yaptırdı ve bu amansız hastalık ekim 2004 tarihinde ortaya çıktı.Ve o günden beri ailem hastalığıma çare bulabilmek için durmadan araştırma yapıyor.Amerika'ya bir umut için gittik ama pek fazla bir şey elde edemedik.Bir mail zinciri oluşturduk ve sesimizi duyurmaya çalıştık.
Benim şimdi sizlerden istediğim şey bu hastalık hakkında kulaktan duyma da olsa en ufak bir bilgisi olan çözüm yönünde bu konuda bana ve aileme yardımcı olmanızdır.Annem her konuda üzerime titriyor.Babam işinden olma riskini göze alıp sürekli araştırma içerisinde. Ayrıca annem benim için işini bırakmak zorunda kaldı.
Şu an 2 yaşındayım yani doktorların hakkımda biçtikleri ömür yaşında ve sağlık durumum çok şükür iyi.Ama her an enfeksiyon tehlikesi ile karşı karşıyayım. Ailem evin içinde maske takarak dolaşıyor.Evimizin bir odası yoğun bakım ünitesi gibi oldu.Bu konuda babam çok araştırma yaptı ve benim için en gerekli cihazları evde bulunduruyor.
Bu hastalıkla boğuşan başka arkadaşlar varsa onlarla temasa geçip tecrübelerini paylaşmak istiyor ailem.Biz kısmetse 2 yada 3 hafta sonra Prof.dr .Haluk Topaloğlu amcaya kontrole gideceğiz.Kendisi beni görmek istemiş.İnşallah kendisinin uygulayacağı tedavi ile biraz daha rahat ederim.
Ailemin bu çabalarına lütfen kulak verin onların beni yaşatmak için olan çabalarına lütfen sizde ortak olun. MADDİ YARDIM İSTEMİYORUZ. Ama yinede maddi de olsa yardım etmek isteyenler varsa banka hesap numaramız Akbank İzmir Şubesi 088502 no'lu hesabımız var.
Herkese göstermiş olduğu duyarlılık için şimdiden teşekkür ederim.
Teşekkürler...
Işık ve Sevgiyle....

10 Mayıs 2006 Çarşamba

MEVA'DAN MEKTUP VAR!!!

Geçtiğimiz hafta gönüllü üyesi olduğum MEVA'dan gelen bir mail sizlerle paylaşmak istedim...
Bilinçlenelim ve bilinçlendirelim...

"Farkındayım - Korkmuyorum"
Meme Sağlığı Konusunda Bilinçlendirme Kampanyası -Göğsünden vurulan kadınlar...
Dünyadaki her 9 kadından birinin meme kanseri tehdidi altında olduğunu biliyor muydunuz? Avrupa'da her yıl yaklaşık bir milyon kadın meme kanseri nedeni ile tedavi görüyor. Dünyada her 3 dakikada bir kadın bu hastalığa yakalanıyor. Ve ne yazık ki, her 11 dakikada bir kadın, bu yüzden hayatını kaybediyor.
Utangaç bir acı...
Meme kanserinin böylesine bir trajediye dönüşmesi, tıbbi nedenler kadar, kültürel nedenlere de bağlı. Dünyada birçok kültürde meme, kadın vücudunun herkesten saklanması gereken gizemli bir parçası. Ergenliğe ulaşan genç kız için meme, kadınlığın ve cinselliğin simgesiyken, anne olduğunda ise, bambaşka bir işlev kazanır. Emzirmek, sadece bebeği beslemekle kalmaz, anne ile bebeğin iletişimini sağlayan çok önemli bir duygusal bağ oluşturur. Kadının yaşamında farklı işlevler kazanan meme, kadın sağlığı için de hayati organlardan biridir. Ancak, toplumsal tabular yüzünden, meme ve sağlık arasındaki bu ilişki yeterince vurgulanmadığı için, kadınlar herhangi bir meme hastalığı karşısında büyük bir şaşkınlık ve korku yaşar.

Türkiye'de, önemli bir halk sağlığı sorunu olan meme kanseri, %24'lük oranla, kadınlarda en sık rastlanan 10 kanser türü arasında ilk sıradadır. Son yıllarda, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meme kanseri daha genç yaşlardaki kadınlarda görülmeye başlamıştır.
Herşey Farkında Olmak'la başlıyor
Tüm dünyada meme kanseri görülme sıklığı artarken, gelişmiş batı ülkelerinde bu hastalığa bağlı ölüm oranı artmadığı gibi, son yıllarda azalmaya başladı. Çünkü, meme sağlığı konusunda yeterince bilinçlendirilmiş olan bu toplumlarda, erken tanı olanakları yaygın olarak kullanılıyor ve erken teşhis oranı her yıl yükseliyor. Örneğin, İsveç ve Finlandiya'da yürütülen meme kanseri için yüksek kaliteli mamografi taraması uygulaması, meme kanserine bağlı ölümleri üçte bir oranında azaltmıştır.

Bu hesaba göre, yılda yaklaşık 75.000 kadının, meme kanseri nedeniyle hayatını kaybettiği Avrupa Birliği ülkelerinde, tüm kadınlar doğru tarama uygulamalarına ulaşabilselerdi, yaklaşık 25,000 kadın hastalığı yenmiş olacaktı. Aynı şekilde ülkemizde de, İsveç örneğindeki gibi, %90' lara varan bir tarama uygulanabilseydi yüz binlerce kadın, şu anda hayatta, sevdiklerinin yanında olacaktı.

"Farkındayım, Korkmuyorum"
Türkiye Meme Vakfı (MEVA) "FARKINDAYIM - KORKMUYORUM" kampanyası ile misyonu doğrultusunda Türkiye?de meme sağlığı bilincinin geliştirilmesi ve erken teşhis olanaklarının yaygınlaştırılması için harekete geçiyor.

2006 Mayıs itibariyle başlayacak ve 1 yıl sürecek kampanyamızın hedefi ;

Türkiye'de;
Meme sağlığı ve meme kanseri konusunda, başta kadınlarımız olmak üzere toplumu bilgilendirmek,
Meme kanseri ve en önemli erken teşhis yöntemi olan mamografi hakkında, hedef kitleyi bilinçlendirmek,
Kurumsal ve bireysel destek sağlayarak, erken teşhis olanaklarını yaygınlaştırmak üzere, "Gezici Meme Kanseri Tarama Ünitesi" kurmak ve imkanları sınırlı kadınlarımıza ulaşmak,
Ülkemizin en önemli sağlık sorunu ile toplumsal düzeyde verdiğimiz bu mücadelemizde, sizi vakfımızla işbirliğine davet ediyoruz. Sosyal sorumluluk anlayışınız doğrultusunda, Türkiye'nin en temel sorunu olan sağlık konusuna, öncelik vereceğinize inanıyoruz.
Yüz binlerce kadınımızı etkileyen bu sorun, aynı zamanda yüz binlerce aileyi ve çocuğu derinden etkiliyor. Ülkemiz için sağlıklı bir gelecek kurmak üzere birlikte yola çıkmayı ve başarılı bir çalışmaya birlikte imza atmayı umuyoruz.
Saygılarımızla,

Türkiye Meme Vakfı

KAMPANYAYA DESTEK YÖNTEMLERİ

Farkındayım Korkmuyorum Kampanyasına Kurumsal veya Bireysel destek verilebilir. Toplumsal düzeyde mücadele gerektiren böyle bir sağlık sorununa yönelik yürütülecek bu kampanyanın topluma yayılması önceliklidir. Her birey ve kurum aşağıda belirtilen yöntemlerle kampanyayı destekleyebilir. Katılımın çeşitli ve yüksek olması kampanyanın hedeflerine ulaşmasında büyük etken olacaktır.

Gezici Meme Kanseri Tarama Ünitesi Projesi
Erken teşhis olanaklarını yaygınlaştırmak amacıyla kurulacak bir gezici ünitenin üretimi ve işletimine destek verilebilir.

Ücretsiz Mamografi
Arzu edilen sayıda imkanları sınırlı kadına ücretsiz tarama imkanı sunulabilir.

Meva "Farkındalık Paketi"
Bilgi kartı ve pembe bilezikten oluşan ürünün üretim ve satışına destek vererek Gezici Meme Kanseri Tarama Ünitesi Projesine katkıda bulunabilir.

Ürün işbirliği
Firmalar sosyal sorumluluk anlayışıyla kampanya amblemini ürününe taşıyabilir ve bilinçlendirme faaliyetlerini destekleyerek ürün satışından belli bir miktar vakfa aktarabilirler.

İletişim Sponsorluğu
Vakfın kampanya kapsamında yürüteceği tüm iletişim faaliyetlerine /giderlerine ( İlan, reklam afiş, film.. vs) sponsor olunabilir.

Kampanya etkinlikleri
Bilinçlendirme ve farkındalık yaratma amaçlı konser, seminer, eğitim gibi faaliyetlere sponsor olunabilir.

Ayni Bağış
Vakfa mamografi veya ultrasonografi cihazı bağışlanabilir.

Bağış
Vakfın banka hesabına bağışta bulunabilir.


Detaylı bilgi için

Feza Sengel
fezasengel@memekanseri.org