16 Nisan 2007 Pazartesi

The Secret- Sır

MUTLAKA İZLEYİN!!!

Yıllar önce dedem iflas ettiği dönemde,evler dükkanlar elden gidip çoluk çocuk ortada kalmışlar.. Rahmetli babanemin o zaman devamlı söylediği bir söz varmış..

"Allah'ımın hazinesinde çok var. Benden esirgemez. Ben ondan isterim. Allah'ım verir bana."

Ve aradan 1 sene geçmeden bizimkiler yeni yapılanan Bahçelievler semtinin kooperatifinden muhteşem evimizi satın almışlar :) şaka değil gerçek.. Sene 1946..
Bu sözü hayatın her noktasında, her olay için kullandı. Şahidim.

Aşağıdaki film ile Reiki eğitmenim Dilek Öztürk sayesinde tanıştım ve izledim..
Teşekkürler Dilek' ciğim..

Evet hayatım değişti.. Sene 2007..
İşimde mutlu değildim.. Sonucu biliyorsunuz:)
Mutlu olabileceğim bir iş istiyordum ve yine sonucu biliyorsunuz :)

Babanemin davranışlarını ve sözlerini çok iyi anladım o zaman. Meğer babanem o zamanlardan biliyormuş Çekim Yasasını!
Dinimizdede böledir. İyiyi dile iyilik bulsun seni derler. Kötüyü düşünme,dileme ki ; hacet kapılarının açık olacağı tutar derdi büyüklerimiz..

Yaptığım şey; endişenin,korkunun bana hakim olmasını engellemek..
Last samurai deki hiç düşünce yada matrix 'deki kaşık yok gibi..
Ve umud etmek, düşünmek.. Hayaliniz ne ise ona odaklanmak..
Hayal değil,gerçek gibi hissetmek..

Derya Baykal'ın programında tanıtımıda yapıldı, benden önce davrandılar. Ülkemizdede satışı başlamış kitabının ve dvd sinin. İlk fırsatta onlarıda temin etmek lazım. Ama öncesinde filmi sabredip 1:30 saat izleyin.. Hatta indirin, bir kaç defa izleyin..


The Secret-Sır part_1




The Secret-Sır Part_2



İndirmek isterseniz linkleri... İndirip bilgisayardan izlerseniz alt yazılar daha net okunacaktır.
Mutlaka arşivinizde bulunsun isterim.. Tıklayın ve indirin..
Part 1
Part 2

Işık ve sevgiyle kalın..

26 Mart 2007 Pazartesi

Babam ve Oğlum

Geç kaldım aslında.. 1,5 sene sonra bu eseri izleme fırsatı buldum. Annem bi yandan ben bi yandan deli gibi ağladık.. Annem yıllar sonra ilk defa bişeye tepki verdi. Ağlayabildi, kendide mutlu oldu buna bende :)

Sevinirken acı ile de ağladık.. Çelişkili bir durum oluştu tıpkı filmin bahsettiği dönemlerdeki gibi..

Karar verdik dvd sini edinip annem gelişen olaylara tepki veremediğinde izleyip ağlayacağız ..

Aile,sevgi kavramlarını hatta ihtilal dönemindeki insan manzaraları ,yaşananlar bir o kadar güzel tasvir edilmiş..
"Denize bir oda ver, onu yanına al, burda büyüsün. Bi evi olsun.. Gidecek başka hiçbir yeri yok.. Ona bir oda ver baba.. Bir evi olsun.. Ama zaman zaman da çıkıp gidebileceği bir yer.."
"İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülür mü baba? "
"Baban süperman oldu göklerde uçuyor..
Süperman olmasın.. uçmasın.. yanımda olsun.."








Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Fikret Kuşkan, Çetin Tekindor, Hümeyra, Şerif Sezer, Özge Özberk, Binnur Kaya
Senaryo: Çağan Irmak Görüntü Yönetmeni: Rıdvan Ülgen
Müzik: Evanthia Reboutsika
Resmi Web Sitesi: http://www.babamveoglum.com/

Dinlemek isteyenlere;

__ Bir Ege Yolculuğu
__ Bir Şans Daha
__ Babam
__ Biz Bir Aileyiz
__ Bizim Hikayemiz
__ Zor Zamanlar

Muhteşem Bir Eser ..
Emeği Geçenlere Teşekkürler..

21 Mart 2007 Çarşamba

Çanakkale Destanı ilk kez üç boyutlu animasyonda..

Superman’den Sünger Bob’a; Spiderman’den Batman’e yüzlerce çizgi film kahramanının ekranlara konuk olduğu günümüzde, kendi tarihimizin ve değerlerimizin çocuklarımıza kazandırılması gerektiğini düşünen Fatih Gülbahar ve ekibi tarafından hazırlanan ‘Çanakkale Destanı’, Çanakkale Savaşları’nın ilk üç boyutlu animasyonlarından biri olma özelliğini taşıyor. Nil Production tarafından piyasaya sürülen animasyon film, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlanmış.

Animasyon filmde kullanılan çoğu sahne bir yandan savaşın en acımasız yanını gösterirken bir yandan da vatanını canı pahasına korumaya çalışan Mehmetçik’in efsanevi mücadelesini anlatıyor. Farklı görüntü ve ses efektlerinin kullanıldığı filmde seçilen müzikler de filme ayrı bir renk katıyor. Savaşı anlatan bölümlerde kullanılan patlama ve yangın sahneleri ilgi çekiyor. Gerçek görüntüler ve fotoğraflarla desteklenen filmin seslendirmesinde de profesyonel bir ekip görev almış.

Filmde sadece Türk cephelerine de yer verilmemiş, savaşı yabancıların gözüyle de değerlendiren sahnelerde yabancı komutanların boğaza yaptıkları saldırıların içyüzüne ulaşılmaya çalışılmış. Zaman zaman arka planda kullanılan haritalar da savaşın cereyan ediş şeklini ortaya koyuyor. DVD ve CD formatındaki film 76 dakika uzunluğunda.

Haberin kendisi pazar keyfi ..

18 Mart 2007 Pazar

18 MART ..

Savaşın Sebep ve Sonuçları ;


18 Mart 1915'te düşmanın Büyük Taarruz'u sabah saat 11.00 de başladı. 18 büyük zırhlı, birçok muhrip ve denizaltı mevcut idi . Toplam 506 topa karşılık savunmada toplam 150 top vardı. Sonuç aynı gün 17:45 te alınmıştı. İki İngiliz, bir Fransız zırhlısı battı. Bir İngiliz, iki Fransız zırhlısı ağır yara aldı, üç gemi karaya oturdu. Kayıplarımız kırkdört şehit, yetmiş yaralı, sekiz top idi. Neticede, düşman boğazı denizden geçemeyeceğini anlamıştır. Avustralya'dan Kanada'ya kadar sömürgelerden toplanan askerler de savaşa sürülmüştür. Çok sayıda ANZAK(Australia and New Zealand Army Corp: Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri)savaşa katılmıştır. 25 Nisan 1915 Çanakkale Savaşlarının en kanlı muharebeleri başlamıştır. Sabahın erken saatlerinde İngiliz ,Fransız ve ANZAK kara -deniz birlikleri, Seddülbahir ve Arıburnu'na, 70.000 kişi ile 109 harp gemisi, 308 taşıt gemisi desteğinde çıkarma yaptı. Aynı anda Fransız birlikleri Kumkale'ye yanıltıcı küçük bir çıkarma yaptılarsa da tutunamadılar. Arıburnu'na çıkan ve Conkbayırı'na doğru ilerleyen İngiliz birliklerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen karşıladı. Mayıs, Haziran, Temmuz ayları boyunca gögüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. 9 Ağustos ve 20 Ağustos'taki büyük saldırı ve geri püskürtülmeden sonra Çanakkale'yi karadan da geçemeyeceklerini anlayan İngiliz ve Fransızlar Kasım 1915'ten itibaren savaşı sona erdirmeye karar verdiler ve 9 Ocak 1916'da son düşman kuvvetleri de çekildi. Savaş boyunca 300.000 kadar İtilaf Devletlerinden, 250.000 kadar Türk askerinden kayıp oldu.


Güçlü bir devlet olan ve dünya dengelerini altüst eden Almanya'dan rahatsız olan İngiltere ve Fransa'nın, Birinci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı Devleti'ne ait olan Çanakkale Boğazını ele geçirerek, müttefikleri Rusya'ya yardım götürmek ve İstanbul'u işgal ederek Osmanlı Devleti'ni savaş dışı bırakmak istemeleridir. Savaş 18 Mart 1915 tarihinde başlamıştır.


İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında geçen ve iki taraftan toplam 500,000'den fazla insanın "kaybına" (ölüm, firar, esir, sakatlanma ve hastalıklar) neden olan savaşın ardından İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazı'nı geçememiş, İstanbul'u işgal edememiş, Rusya'da zorda kalan çarlık rejimi devrilmiş ve I. Dünya Savaşı 2 yıl uzamıştır.


Rakamlarla Çanakkale



-Çanakkale savaşları, 3 Kasım 1914 yılında ilk bombardımanla başladı, İngilizlerin Seddülbahir'den çekilip gitmeleriyle 9 Ocak 1916 tarihine kadar sürdü.
-18 Mart 1915 günü İtilaf Devletleri toplam irili ufaklı 231 gemi ve 1155 top ile harekete geçmişti. Sadece 18 zırhlıdaki top sayısı 712 idi.
-Türklerin boğazda toplam 13 tabyasında ise 230 adet topu vardı ve bunlardan ancak 82'si kullanılabildi
-44'ii hasar gürdü, 8'i kullanılamaz hale geldi.
-18 Mart'ın ilk saatlerinde, Nusret mayın gemisi, elde kalan son 26 mayını, kıyıya paralel olarak, 4.5 metre derinliğe döşedi.
-Karadaki Türk topçusu toplam bin 900 mermi ile donanmaya karşılık verirken, donanma sadece Dardanos bataryasına.4 bin mermi atabiliyordu.
-Çanakkale savaşı yaklaşık bir yıl sürdü. Her iki tarafın toplam kaybı, 500 bin.Kara savaşları sırasında karşılıklı hücumlar yapıyorken, on milyonda bir ihtimal olan mermilerin havada çarpışması vuku buldu. Kara savaşlarının en şiddetli anında yere düşen mermi sayısı bin 500, metrekareye düşen mermi sayısı ise 6 bin.
-19 Mayıs'ta, Anzakların attığı 948 bin mermi, 10 bin Türk askerini şehit etti.
(Çanakkale Destanı-İsmail Bilgin/Timaş 2006)

RUHUNUZ ŞAD OLSUN !!!

15 Mart 2007 Perşembe

"Sınırlar Arasında-Banu Avar"- İSVEÇ'İN NOBELİ

Nobel ödülünün gizli gerçekleri..
Nobel ödülünün ipliğini pazara çıkardığı için, Sabah ombudsmanı Yavuz Baydar, Milliyet gazetesi, NTVMSNC ve Habertürk internet siteleri tarafından adeta linç edilmek istenen, Banu Avar'ın son programı.





Orhan Pamuk'un ve İsveç'in Nobel ödülünün ipliğini pazara çıkardığı için, Sabah, Milliyet gazetesi, NTVMSNC ve Habertürk gazeteleri ve internet siteleri, sözde aydınlar, tarafından adeta linç edilmek istenen Banu Avar'ın programı Sırılar Arasında. İbretlik bir kayıt!

Haber alıntıdır.. heddam.com

Uzun zaman önce ekleyecektim ama yaşanan sorunlardan ancak bugüne kısmet oldu :(

14 Mart 2007 Çarşamba

Güçlü Kadınlar..

Aylin Kotil Sarıgül'ün, Sabah gazetesinde yayınlanan yazılarından sadece biri..
Sabah gazetesindeki yazılarını "Benim İçin Ateş Yakar mısın?" adlı kitapta toplamış. Bu yazı da kitaba aktarılanlardan..

Biz güçlü kadınların kaderini,yaşamını ne güzel de anlatmış..
Neden güçlüyüz diye yalnız kalmak zorundayız.. Neden bu ortak kader?

9 Mart 2007 Cuma

365 Günün Kadın Raporu

Sadece bir gün anneyiz ve sadece bir gün kadınmışız gibi..
"kadınlar gününüz kutlu olsun" diye söylendikten sonra bu verileri okuyunca yazık diyebiliyorum sadece..
Kutlamayın bu günümü!!!

Alıntıdır.. anneyiz.biz

"*Kadınlara karşı şiddet, dünyada en çok yaşanan, ancak en az cezalandırılan suç.

*Yapılan hesaplamalara göre, dünya üzerinde yaklaşık 120 milyon kadın kayıp.

*Çocuk cinayetlerinde erkek çocuklarına oranla, kız çocuğu cinayetleri daha fazla. Kız çocuklara aileleri tarafından daha az gıda maddesi veriliyor ve medikal ihtiyaçları erkek çocuklara göre daha az oranda karşılanıyor.

*Yapılan hesaplamalara göre dünya genelinde her yıl 4 milyon arasında kadın fahişelik yapmaya zorlanıyor. Satılıyor, kullanılıyor her yıl sadece seks köleliğinden birileri 12 milyon dolar para kazanıyor.

*Dünyada 15 ile 44 yaş grubu içindeki kadınların sakat kalmalarının ve ölümlerinin en büyük sebebi erkeklerin uyguladıkları şiddet. Bu nedenlerle gerçekleşen kadın ölüm oranları kanser ve trafik kazalarının toplamından daha fazla.

*Dünyada her 3 kadından biri, dövülüyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor ve diğer kötü muameleye maruz kalıyor.

*Tecavüz ve benzeri taciz olayları ise en çok kadının kendi ailesinin içindeki bireyler ya da tanıdıkları tarafından uygulanıyor. Ev içi şiddet ise; ırk, din, kültür, eğitim, sınıf farkı gözetmeden dünyada kadınların
en çok yaşadıkları şiddet şekli olarak belirtiliyor.

*Dünyada her yıl 2 milyonun üzerinde kız çocuğunun genital organı erkekler tarafından sakat bırakılıyor.

*Sistematik tecavüz, dünyadaki çatışmalarda kullanılan bir çeşit güncel terör silahı. Ruanda’da 1994 yılı yapılan soykırımda 500 bin arasında kadın soykırım boyunca tecavüze uğradı.

*Yapılan çalışmalar, şiddet kullanarak girilen cinsel ilişkilerde HIV virüsü kapma oranının yüksek olduğunu; tecavüze uğrayan kadınların pek çoğunda HIV virüsü bulgusuna rastlandığını; kadına karşı şiddetle doğru orantılı şekilde HIV virüsünün bulaşmasında da artış olduğunu gösteriyor. HIV bulaşmış kadınların şiddetle daha çok karşılaştıklarını ve şiddet kurbanı bu kadınların HIV enfeksiyonu açısından daha fazla risk taşıdıklarını ortaya koyuyor.
"


Dün eklemek isterdim bu bilgiyi ama yeni farkettim e-postalarımın arasında..

7 Mart 2007 Çarşamba

Birlikte Ayrılık ..

Sevgili paşa kuzenim ebru yaparmışta, yeni haberimiz oldu. Verdiği bir video yu paylaşmak istedim. Aynı tarzda kumla yapılan bi çalışmayı görmüştüm. Oda güzeldi..

Ebru sanatında standartın, bilinenin dışında bişeyler yapıldığını görmek beni acaip mutlu etti. Ve sanırım bu sanat dalınada burnumu sokmaktan kendimi alamayacağım :)

Benim haddime düşmez "Ebru Sanatı" hakkında yorum yapmak, post hazırlamak.. Çook yakında sizi bu konuda uzman bir kişi ile tanıştıracağım.. Oda bloglar aleminde, aramızda olacak..

Işıkla kalın..

6 Mart 2007 Salı

ATATÜRK 'e hakaret videosu yeniden yayında...

Mustafa Kemal Atatürk'e yönelik hakaretler içeren video geçtiğimiz hafta yayından kaldırıldığı YouTube'da yeniden yayına alındı. Ender TÜRKKAN/İZMİR, (DHA)

"Stavreatos" nickli bir Yunanlının yolladığı video geçtiğimiz hafta Türk halkının yoğun tepkisi üzerine kaldırılmış ve Yunanlı kullanıcının üyeliğine son verilmişti. Ancak "Stavraetos212007" nicki ile siteye yeniden giriş yapan Yunanlı aynı videonun daha da yoğun hakaret içeren şeklini yeniden yayına aldı.

İnternetteki video paylaşım sitesi YouTube, büyük bir rezilliğe aracılık ediyor. Siteye Yunanlı bir fanatiğin ismi olduğu sanılan ‘Stavraetos’ koduyla eklenen videoda, Atatürk'e ve Türk milletine küfürler ediliyor. Animasyon yoluyla, fotoğrafına ruj ve allık sürülen Atatürk'ün ağzından çok çirkin sözlere yer veriliyor.

İngilizce video, ‘Merhaba ben Kemal’ diye başlıyor, devamında Atatürk'ün animasyon görüntüsüyle ağır sözler yer alıyor. 3 Mart Cumartesi gününün ilk saatlerinde yayına konulan 33 saniyelik görüntü, binlerce tepkiye karşın yayından kaldırılmıyor.

Daha önce ABD Başkanı Bush ile ilgili çok basit ve sıradan bir animasyona sansür uygulayan, ünlü futbolcu Ronaldo'nun eski eşi Daniella Cicarelli'nin görüntülerini de dava üzerine yayından kaldıran YouTube, bir milleti ve onun liderini aşağılayan görüntüleri yayınlamaktan kaçınmadı.

Sitenin iletişim adresi olan ‘www.youtube.com/contact’a videonun yayından kaldırılması için İngilizce istekte bulundu. YouTube yöneticileri, bu çağrılara kayıtsız kalıp, videoyu yayından kaldırmadı. Binlerce kişi YouTube'a şu metnin İngilizce'sini gönderdi:

"Yayınlamakta olduğunuz bu videolar Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'e ağır hakaret ve küfürler içermektedir. Ayrıca Türk milleti ciddi bir şekilde aşağılamaktadır. Bu nedenle sizi kınıyor ve videoların bir an evvel yayından kaldırılmasını istiyoruz."

METNİN İNGİLİZCESİ

"YouTube administrators, The videos you have been still broadcasting contain contemptuous and insulting claims about Mustafa Kemal Ataturk the founder of the Turkish Republic. Also, Turkish nation has been seriously insulted in this still broadcasting video. Because of these reasons, We do condemn you and ask you to stop broadcasting these videos as soon as possible."

Milliyet gazetesinden alıntıdır..>>>

9 Şubat 2007 Cuma

Lord of the Dance - MICHAEL FLATLEY

Here is my favoutite; Michael Flatley!!! Click for watcing the video.For more information visit the web-site:
MICHAEL FLATLEY
http://www.lordofthedance.com/



Kelimenin tam anlamıyla muhteşem... Müzikleri bende vardı ve devamlı dinliyordum çok uzun zamandır. Ama severek dinlediğim müziklerin böyle bir dans showuna ait olduğunu bilmiyordum. Ece ve Eko sağolsun varlığından haberdar ettiler . İzleyin hatta bulabilirseniz video ve kasetlerini edinin derim. Flatley aslında boksörmüş ama nasıl olduda dansa geçti araştırmak lazım. Linkleri yukarıda...Videoları uzun ama baştan sona izlemenizi öneririm...

Sarışınlardan haz etmem ama dansını izleyince aşık olmamak elde değil..

Aşık oldum sanırsam galiba:)

Işık ve sevgiyle kalın...

8 Şubat 2007 Perşembe

ÖLÜMSÜZ AŞK..

Aşk bu olsa gerek; ölümde bile..

İtalya’da arkeologlar, 5000 ila 6000 yıl önce birbirlerine sarılmış halde gömülmüş bir çiftin iskeletlerine ulaştılar.

İtalya’nın kuzeyinde yer alan Mantova şehrindeki kazıyı yöneten Elena Menotti, “Bu sıra dışı bir durum” dedi ve “Bugüne kadar Neolitik dönemden kalma iki kişilik mezar bulunmamıştı, hele hele sarılan çifte ait bir mezar. Gerçekten de sarılmış haldeler” diye ekledi.

Kesin olarak doğrulanmış olmasa da çiftin birinin kadın diğerinin erkek olduğuna inandıklarını söyleyerek, dişlerinin bozulmamış halinden genç yaşta öldüklerinin anlaşıldığını söyledi.

Menotti, 25 yıllık kazı yaşamında daha önce böyle özel bir durumla karşılaşmadığını belirtti.

Haberin kendisi için; kozmopolit.net

Işık ve sevgiyle kalın..

2 Şubat 2007 Cuma

Lhasa de Sela - De cara a la pared

Gece ışıkları kapatın ve hatta bir kaç mum yakın. Dinleyin..
Her dinleyişimde arzu ettiğim tek birşey var; eşliğinde dans etmek...
Müzik Z.Pelin'den , klip Dali'den ..


ağlarken
duvara karşı
şehir duruyor.
ağlarken
ve başka hiçbir şey yok
ölüyorum belki de...
ah! neredesin?
düşlerken
duvara karşı
şehir yanıyor..
düşlerken,
nefes alamadan (soluksuz)
seni seviyorum aşkım..
seni seviyorum aşkım..
dua ederken
duvara karşı,
şehir yıkılıyor.
dua ederken,
azize marie
azize marie
ölürken..."


İndirin ama 24 saat içinde silmeyi unutmayın .. DownloaD

26 Ocak 2007 Cuma

ŞEHRAZAT (SHEHERAZADE)


Dün
gece annem telaşla çağırdı bu sahneyi izle diye gittim baktım evlenme teklifi
edilecekmiş Şehrazat'a. Öncesinde arabayla boğazda gezinen Halit Ergenç ve
fonda "Şehrazat Senfonisi"...
Biliyorum dedim ama hatırlayamadım kimin eseriydi derken Barış Manço dediler.
Lime wire den tarattım sadece Barış abinin eseri çıkıyor karşıma.. Gecenin
ilerleyen saatlerinde bulduk tabi ;

Nikolai Rimsky-Korsakov
...

Buyrun şehrazat'ı birde
bestecisinden dinleyin der pelin ...

Download


Buda Barış abi nin yorumu...


Download

Gerçi canım abim benden önce davranıp sitesinde fon müziği yapmış .. Erol
Taş damarı tuttu bu sıralar :) hadi hayırlısı...
Dinleyin ve beni hatırlayın.. Düşüncenizi belirtmeyi unutmayın tabiki ..
Yüreğinizdeki ışığı asla kaybetmemeniz dileğimle..

18 Aralık 2006 Pazartesi

KUZEN ARAMIZDA ...


Duydumki kuzen blog açmış... Hemde bana haber bile vermeden :( .
Aslında bu post 1-2 ay evvel yazılmalıydı. Ama ben blog ile ilgilenemeyince ertelendi. Geç olsun ama güç olmasın değilmi ama...
Sen blog açarsın, bana hiç bişi sormazsın ve birde benden beter blogunu ihmal edersin öylemi... Yaz bakalım... Bak candostların burdan gelecekler sana ve yenilik isteyecekler ... Blog açmakla bitmiyor şekercim :)) Bu lafımı üstüme hiç mi hiç almıyorum ama..

Lakin cidden Çorum'dan da bahset bol bol.. Çorum için yaptığınız çalışmalardanda...
Güzel kalemini kımıldat biraz bizim için...
Ben takibindeyim, zaten hasretim memleketime:(

Geç te olsa HAYIRLI OLSUN BİRTANEM ARAMIZA HOŞGELDİN ...

Sen benim CANIMSIN; KARDEŞİM, CAN DOSTUMSUN!!!
İyiki varsın...

23 Kasım 2006 Perşembe

TASINIYORUZ

taşınma işlemi bitince adresimi bildireceğim :))

sevgiler....

Gittik.. bir süre bencilek.blogspot.com da değilde zpelin.blogspot.com da ikamet ettik. ama yuvamızı çok özledik.
Buradaki teknik sorunlar çözülünce koşa koşa geri döndük efenim :)

25 Eylül 2006 Pazartesi

3E TASARIM ATÖLYESİ...

El emeği, göz nuru ve bir eşi daha olmayan özel eşyalar kullanmayı seviyorsanız,
Sevdiklerinize fabrikasyon hediyeler yerine; onların kişiliğine,yaşamına,tarzına uygun hediyeler vermek istiyorsanız...
BUYRUN 3E TASARIM ATÖLYESİ 'NE....
3E TASARIM ATÖLYESİ ; Biricik dostum Ece'nin derin zekası, engin tecrübesi, muhteşem tasarım kabiliyeti ve fikirleriyle kuruldu.. Bende kıyısından köşesinden katkıda bulunmaya çalışıyorum ama asıl emek onundur :)

Atölyemiz el sanatlarına gönül vermiş kişilerin bir araya geldiği bir ortamdır.Ürünlerimiz tamamen el emeği, göznuru ile tek olarak hazırlanmaktadır. 2.si üretilmemektedir.

Aslında söylenecek çok söz var ama ben zaman kaybetmeden burdan haber vermek istedim böle bir çalışmanın varlığını.. Anlatmaya devam ederiz siz bir gezinde:)

Bir tıklayıp inceleyin derim...


Herkesi bekliyoruz...
Tesekkürler...
Isik ve sevgiyle...

17 Nisan 2006 Pazartesi

Paylaşımın Sesi !!!

GÜNAYDIIIIIN :)))
Mutlu,huzurlu,sağlıklı ve güzel bir hafta diliyorum herkese...
Geçen gün Konuşan Kitap adlı bir siteden bahsetmiştim.Blogları gezerken sayfasında aynı hafta aynı konuya yer veren bir arkadaşımızın sayfasını buldum :)) ve duyarlı insanların varlığını hissetmenin mutluluğunu yaşıyorum...
Melis diyorki ;
"BIR KITAP* SESLENDIRMEK...
merhaba arkadaşlar,
bana gelen bir mailden etkilenip şimdi kendimi odakladığım bir çalışmadan bahsedeceğim...
mail de yazanların bir kısmı şöyleydi;

''Size oyle bir gonullu faaliyet onerecegim ki, zaman ve mekandan bagimsiz olacak. Istediginiz zaman yapip istemediginizde ara vereceksiniz. Gunun her saati yapilabilecek. Tek basiniza, evinizde calisabilecek ve son derece faydali isler ortaya koyabileceksiniz. Tum ihtiyaciniz bir bilgisayar, bir mikrofon ve bir de kitap!''
maili okuduktan sonra hemen gruba kaydolma kararı verdim çünkü bu tam da benim aradığım bir şeydi... sitesini biraz vakit ayırıp gezerseniz ciddi bir çalışma olduğunu ve çok güzel işler başardığını göreceksiniz...

"Engeller kaldırılabilir.. Özürlülerin önünde engel olmayı reddediyorum" diyenler; kitaplar artık konuşuyor.Tek amacımız görme özürlülere kitap seslendirmek ve kendilerine ulaşmasına çaba sarf etmektir.http://www.seslikitapgonulluleri.com/
"

Bende bu projeye katılacağım,harika bir çalışma :)) zaten kitap okumuyormuyuz ?Okuduğunuzu kaydedin herkes faydalansın!!!


Sağlıcakla Kalın...
Isık ve sevgiyle...

14 Nisan 2006 Cuma

Yeni Grubumuz :))

Arkadaşlar yeni bir grup kurdu arkadaşım Ece yeni yeni paylaşımlar için... Katılımlarınızı bekliyoruz...
3E design-elsanatları grubu,üyelerin her türlü elsanatları ile ilgili soru,öneri ve bilgi paylaşımı amacıyla kurulmuştur.Tüm sanatseverler üye olabilir.Sanata dair herşey için sevgiyle kalın...
Tesekkürler...
Isık ve sevgiyle...

13 Nisan 2006 Perşembe

BİR PAYLAŞIM !!!!

nette gezerken bulduğum bir site var... Konuşan Kitap.... süper bir site! tanıdığınız görme özürlü arkadaşlarımız için süper bir çalışma bence...
Birzamanlar eski Bakırköy Belediye Başkanı Dr.Ahmet Bahadırlı'nın yaptığı,benimde katılmamı istediği :( fakat üzülerek söylüyorumki katkıda bulunamadığım bir çalışmayı anımsattı bana... Dr.Ahmet Bey sadece tüm sorunlarda yardımcı olabileceği herkesin yanında olan fakat özellikle görme özürlü, zihinsel özürlü (her ne kadar bu özür tabirini sevmesemde şimdi yazacak başka bir tanım bulamadım :( özür diliyorum !) bireyler yardımcı olacak,onların hayatlarını ve eğitimlerini kolaylaştıracak çalışmalarda bulunuyordu... mesela görme engelliler için okullarına özel kulaklıklı kütüphane yaptırıyorlardı ve gönüllüler kasetlere kitapları okuyorlardı... bu aslıda çok güzel bir çalışmaydı...
Ben bu çalışmayı Afyona geldiğimde derneklere yardım kurumlarına okullara söylediğimde altında başka amaçlar aradılar ve kabul etmediler... Şimdi bu çalışmalar nerde kimler tarafından sürdürülüyor bilmiyorum,Dr. Ahmet Bey'e de ulaşamıyorum :( ....
Ama bu kurumlarda çalışan tanıdığınız birileri varsa bu site belki arkadaşlarımızın hayatlarına küçük bir renk katar...
Kitap okumayan yada okumaya vaktim yok diyenlerinde yararlanabileceği güzel bir paylaşım sitesi...

Teşekkürler...
Işık ve sevgiyle...